Güneş görmeyen damda,
Ah dostlar gönlüm gamda,
Bilmem nasıl yatılır,
Yirmi yıl bu zindanda.
Dert bela beni buldu,
Ne bitmeyen bir gecedir,
Güneşi doğmayan ömrüm.
İçimde derin acıdır,
Durmadan kanayan ömrüm.
Günleri tükenen ömrüm.
Güneşin altında,yıldız parlamaz,
Yar geceme doğan senin şavkın'dır,
Mecrası olmayan,ırmak çağlamaz,
Benim gönül mecram senin aşkındır.
Dert dolu dünyada,sensin sevincim,
Gün gelir yıkılır,bu köhne dünya,
Yeniyi kuracak,büyük gün gelir.
Ne diktatör kalır ne kanlı sultan,
Şahlar mat olacak,büyük gün gelir.
Gün gelir meydana,divan kurulur,
Ben kendi yurdumda garip kalmışım,
Gurbet bildiğim yer yurt olmuş bana.
Dostun kapısını boşa çalmışım.
Şu el kapıları yurt olmuş bana.
Her nereye varsam içimde gurbet,
Birbirini kırıp yiyen dünyada.
İnsanlık nerede akıl nerede.
Doğup doymamış sın kendi yurdunda.
Gurbet el nerede.sıla nerede.
Bu nasıl yıkımdır bu nasıl talan.
Alıp da başımı,nereye gitsem,
Ben bir gurbetteyim,gurbet içimde.
Yarsiz bir cennetti mekan eylesem.
Ben bir gurbetteyim,gurbet içimde.
Sürgünüm gezerim, yar diyar,diyar,
Haram olsun, çokça malda yok gözüm
Helalse lokmanın azı güzeldir,
Yaren'siz dünyada yok tadım tuzum,
El balından dostun tuzu güzeldir.
Lanet olsun nefsine kul olandan,
Ne çaresiz sevdalara,
Düşmüşüm de haberim yok.
Şu başımı belalara,
Sokmuşum da haberim yok.
Aman gönül ne bu sevda,
Yabanın nadanı bülbül mü olur
Meramın arz eden dil olmayınca
Her doğru söyleyen menzil mi alır
Güzele doğruya yol olmayınca
El arif olsa da kendine arif,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!