senden ötesi yok, senden
öncesi yok, ah hiçliği
içmişken altın kadehlerden
ahımı duyan ne kadar da az
yeşil iğne yaprakları tutarken
bir avuç karı, kar gözlerinde ağlarken,
“Musa Dayı yok Hasan Ağa belli,
Sen dedin de hoca kaleme aldı…
Derdiniz otuz, kırk belki de elli...
Çözülmemiş çözmek bana mı kaldı?
Çorabı sen başına örsen Hasan A!
Bekle vefa yakın bir zaman gelir,
Ne seni ne beni tanır bu devran...
Yeniden yepyeni bir cefa gelir,
Ne seni ne beni tanır bu devran...
Ne yangın sönecek ne ateşte kül,
Sen
Sana gelen
Sesine cevap veren
Simasından baharlar akan
Semaların bütün kapılarından bakan
Sevgisi ile can verip âşıkların canlarını yakan
Senin aklın erer tek sen bilirsin,
Bir iyilik yap dostum arama sorma…
İki elin kanda olsa gelirsin,
Gelme n’olur dostum kendini yorma…
Bırakıp ardında çiçeği, gülü,
ey sevgili;
güllerimin gülü,
ellerimin eli sevgili, sözlerin
çölleri yakar, yüreğin
göğsümdedir, katar
katar kervanlar gözlerimden akar…
Gayretin emeğin takdire şayan,
Öptüğün el etek yetmez mi dostum…
Emekliye kaldı on yılın dayan,
Öptüğün el etek yetmez mi dostum…
Daha yükselecek gözünde makam,
Ey Gülüm; gülümse gönlümü eyle,
Bakışın ısıtsın içim üşüyor…
Konuşma, elim tut, aşkını söyle,
Bakışın ısıtsın içim üşüyor…
Hangi ışık olsa bir zaman söner,
ne sen ne ben değil
değiliz asıl
sana bana vefa ne işe yarar
sen ben ara gazı, bir iki fasıl
o dedi bu dedi külliyen zarar
gör ki kol kırılsa da
Sanmayın bir gül soldu, bir dal kırıldı sanmayın...
Şimdi bir beyaz kelebeğin kanadındayım annem...
Kimselerin görmediği bir diyarda,
Senin kalbinde, çocuklarımın bakışlarındayım annem...
Ağlama annem inci mercan yaşlar dökme annem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!