Ne bundan öncesi, ne bundan sonrası
Kalbime taş gibi oturdu ayrılığının acısı
Tatmaz olaydım, öyle sogukmuş ki sızısı
Bugün; sensizliği, yalnızlığı gördüm annem
Yüzümdeki sakalıma bakıp, sanmayasın büyüdüm
O kadar ses var, duymuyor kimse kimseyi
Ne yanındaki, ne de içindeki sesi
Sözlerini bilmediğim şarkılar ardına bağlandım, gittim
Bulamıyorum, kaybettiğim kendimi
Nice gözyaşları gördüm, eğlenip mutlu görünen
Çektiğim ıstırabın yok mudur bir sonu
Dışımda mor sümbüller, içimde dallarım kuru
Yana yana közlendim ben, durmam artık
Feryadımı yok duyan, yok bir yudum suyu
Öldüm dedikçe bir nefes daha çekiyorum
Ara ara geçiyorum o sokaktan
Seni düşünüyorum o zamanları
Gülüyordun yanıma geldiğinde
Hep o güzellikte kokuyordun
Bir paketin içine koy sen beni
Belki biraz yorgunluğun var hayata karşı
İnsanlar yoruyordur belki de
Her yeni gün ve yeni başlangıçlar
Artık şans vermelisin kendine
Sayılardan ibaret değil ki ömür
Aşk ile Rabb’ına feryad edenin
Gül gibi dileğini kabul etmişler
Sen gibi yarini bedbaht edenin
Aşkını ele rüsva etmişler
Kul gibi eli pençe divan olmuş
Kahkahalarla güldüğüm fotoğraflarıma bakarken siz
Cenaze namazını kaçıracaksınız
Vura vura tempo tuttuğunuz tabutumun içerisinde ben
Yıkanacağım kendi gözyaşlarımla son kez
Diyecekler ki biz iyi, mutlu bilirdik onu
Başın gövdene ağır olunca
Göz kapakların kararınca
Sıcak yastığın seni cagırınca
Kalk ayağa, yatmaktan hayırlıdır
Uykular alemi çağırır seni
Yapayalnızım
Etrafım yangın yeri ve ben üşüyorum
Durduramıyorum titreyişimi
Ellerim sanki benim değil
Parmaklarım bir başkasının
Kendi sesim yabancı bana
Çekmecede yalnız kaldı bir teki
Sordum aynaya: "Kayıp olan hangimiz ki?"
Ben mi onu yitirdim, o mu beni
Kim bilir kimin eksik öteki yarısı şimdi
Aramakla bulunmaz, bulunmakla aranır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!