Bir şey var içimde, öyle yakın, ama öyle derin
Anlamlandırmak istiyorum, yetmiyor lisanım
Olacak olandan mutlu ve emin
Beklerken ümitle, kaygılı bir haldeyim
Gözlerim kanlandı, doldu, taşacak oldu yaştan
Yorulmadım seni beklemekten
Lakin artık pürmelal haldeyim
Ne olurdu rühefza olsan ruhuma
İçim ağlar, yüzümden gülerim
Seni tahassürünle anıyorum
Herşey normal, ilerlerken seyrinde,
Herkes ayrı ayrı, bakıyorum, kendi keyfinde
Bir an duraksıyorum, susuyorum, düşüyor yüzüm
Bir of çekiyorum, içimden, bir tek ben duyuyorum
Büzülen dudaklarım, birbirine söylenen çatık kaşlarım
Bitmiyor kararmış kalbimdeki nemli of çekişler
Maziyi özleyip gidebilen var mı?
Biçare arayışlar, sessiz serzenişler
Ebedi huzuru bulabilen var mı?
Güz çiçekleri gibi bırakabilsem kendimi
Beş bin yılın mirası, kopuzun tınısında
On altı imparatorluk, kramponun vuruşunda
At sırtından indik biz, yeşil sahadayız
Yirmi altı cengaver, zafer yolundayız
Haydi Türkiye, kop gel bozkurdum
Gözlerine baktım
Bir anda tutuldum sana
Aşk nedir bilmezken
Dondum, kaldım karşında
Hiç nefes almamış gibi
Sensiz, bir kabusun sabahında
Soğuk terler içindeyim
Huzur-ı segâh lâzım bana
Daralan göğsüme esenlik
Açsam ahşap penceresini kalbimin
Sıcaktan terlemiş cam bardakta içtiğim su
Kurumuş boğazımdan aşağıya doğru süzülüyorken
Nüfûz ettiği yerlere bereket getirdi
Sıcağın kurağında içtiğin suyu
Soğuğun ayazında unutma
Yalnızken acıyor canımın içi
Gün gibi ortaya çıkıyor
hissettiklerim
Yazmayı sürdürüp dökmek istiyorum
içimi
Sen uyurken ne şarkılar ne şiirler yazarım uğruna
Güzel gözlerinin içi gülüyor benim tatlı meleğim
Her halin her tavrın şükre sebep Yaratan'a
Seni düşünür dururken gülen bir divaneyim
Sözlerle, seslerle oynarım da durmam ben yerimde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!