Ayrılık ne yaman bir zulümdür
Kara bir bulut gibi çöktü gönlüme
Gitmek zor geliyor, ama gitmesem olmaz
Dönene dek sevdiğim iyi bak kendine
Uzun ince saçlarına dolandı bu deli gönlüm
ben senin
beni soğuk bir cumartesi aksamı
ekebilme ihtimalini sevdim sevgilim
ellerim bomboş yüreğimde sert rüzgarlar
aklım dalga gecer, gözlerim ağlar
ama fakat aslına bakarsan inatcı yar
Gönlümde pişirdim yemeğini aşkın
Tuzu da oldu içinde biberi de
Dumanı üstünde ama eksik birşeyler var
Bir çatal, bir kaşık, bir de sen
Aşkın doyurdu aç yüreğimi
Benim bir arkadasım var, bilmem
Ne kadar farkındadır özel olduğunun
Mavi kırmızı kelebekler uçsun başında
Mutluluğuyla iyi ki doğduğunun
Bulutlar gezer onun düşünceli başında bazen
Sazım araçtır sevdiğim, sebebim sensin
Kapadığımda gözlerimi gördüğüm sensin
Dudaklarımdan boşalan, duraksız selsin
Gel artık ne olur, bu hasretlik bitsin
Kasım 2007
Aşk ile Rabb’ına feryad edenin
Gül gibi dileğini kabul etmişler
Sen gibi yarini bedbaht edenin
Aşkını ele rüsva etmişler
Kul gibi eli pençe divan olmuş
Beş bin yılın mirası, kopuzun tınısında
On altı imparatorluk, kramponun vuruşunda
At sırtından indik biz, yeşil sahadayız
Yirmi altı cengaver, zafer yolundayız
Haydi Türkiye, kop gel bozkurdum
Sensiz, bir kabusun sabahında
Soğuk terler içindeyim
Huzur-ı segâh lâzım bana
Daralan göğsüme esenlik
Açsam ahşap penceresini kalbimin
Yalnızken acıyor canımın içi
Gün gibi ortaya çıkıyor
hissettiklerim
Yazmayı sürdürüp dökmek istiyorum
içimi
Serin ve kısmen ıslak bir İstanbul akşamında
Tıkırtılı ve seri adımlı ayak sesleri var kulağımda
Bir aciliyet, bir telaş ve bir şeylere yetişebilmek kaygısı
Ve her bir dimağda bunun normal olduğu algısı
Kar ve zarar, suç ve ceza, iyi ve kötünün tam ortasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!