Hiç düz bir çizgi çizemedim ben
Hep çıktım yörüngeden, ama
Unutmadım varacağım yeri
Varamadım ama çok yaklaştım
Öyle sandım belki de, avundum
Güç oldu kopuşum bugün Avrupa’dan
Kimler bu trafiği kilitleyip kapatan
Şükür ki veriyor sabrını Yaratan
Ah İstanbul, of İstanbul, öf İstanbul
Burak Duru der ki ben Divane’yim
Dünya kadar yer var burda canım
Neden duruyosun dibimde
Metrekare başına oksijen düzeyi
Var biliyo musun bilimde
Gölgem bile bana müsaade ediyor
Bir demet gül bıraktım merhum gönlüme
Beni cenaze edene yazıklar olsun
Bir tas su dökemedim gasilhanede
Beni abdestsiz gömene yazıklar olsun
Bu dünyayı sevmedim nesine bakayım
Hakk'ın sahih kulları meyletmezler günaha
Başını çevirir de talip olmaz mazlumun aha
İnsan olanın derdi erişmek ise feraha
Sağa sola taşma, kabına sığın yiğidim.
Bakma sen, onlar deli, çiğ çıkar hep sesleri
Neyi kaçırmaktan korkuyorsun ki
Uyumadın hâlâ
Bir şey var, bir kaygı, bir sıkıntı
Kulağının içerisindeki cılız çınlamadan başka
Bir de soluk alış verişinin
Çatma kaşın ey sevgili
Senden başka yar mı var
Baş koymuşuz yoluna
Taşına, toprağına
Vatan, yurdumuz sensin
Serin sular doldurdum gönlümden
Hem sana hem bana, içelim diye
Hazırladım en süslü, renkli, kristal bardakları
Bismillah deyip, içecekken kana kana
Yine bir iş, yine bir dert, yine bir engel
Kursağımda kaldı
Ne bundan öncesi, ne bundan sonrası
Kalbime taş gibi oturdu ayrılığının acısı
Tatmaz olaydım, öyle sogukmuş ki sızısı
Bugün; sensizliği, yalnızlığı gördüm annem
Yüzümdeki sakalıma bakıp, sanmayasın büyüdüm
O kadar ses var, duymuyor kimse kimseyi
Ne yanındaki, ne de içindeki sesi
Sözlerini bilmediğim şarkılar ardına bağlandım, gittim
Bulamıyorum, kaybettiğim kendimi
Nice gözyaşları gördüm, eğlenip mutlu görünen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!