Ne varlığımı anladın ne yokluğumu... Hep korktun bensiz kalmaktan o ihtimali her fırsatta düşündün... Boş kağıtlara yazıp buruşturup atmak yerine ben “sus sus sus” dedikçe sen hep konuştun. Senin korkun benim korkum oldu sonunda... Ama sen korkularımın bile seninle bütünleştiğini anlamayacak kadar mavi düşlerinle meşguldün hep ayrılık üzerine türküler söylemekle...
Kendini alıştırmak için yormana gerek kalmayacak çünkü ben senin için hep dönülmeyecek ulaşılamayacak bir yerdeydim ve ordan dönmeme hiç izin vermedin sen. Beni tanıdığın zamana andolsun ki sen beni hiç tanımadın... Var olduğun her yer aşkın şehri olacaksa eğer bil ki bu aşk benim aşkımdır.. Ama sen bana hiç aşık olmadın... Korkuların, anıların ve ziyan ettiğin bembeyaz boş sayfaların vardı senin için hep ve şimdi benim aşkımı onlarla yaşamayı hediye ettim sana... Günlerin farkına varmanı sağlayan da benim aşkımdı ama senin benim için bir günün de olmadı... Bana hak vermekten bahsetme istersen ben sana beni sevme hakkı verdim ama sen bunu da kabullenmedin, hazmetmedin ve aldırmadın... Benim aşkım seni büyütmeye yeter ama sen tüm unutkanlığınla her şeyi yaşanmamış saymaya devam et ve yine yarım bırak...
Sen yine korkularınla şarkılı oyunlar oynamana devam et... Aşka aldırma yaşanmışlığına inanma yitirdiğinde farkında olma... Sanki değil doğru... Senin hiç benin olmadı... Çünkü sen benim aşkımı hiç istemedin beni istedin...
Özümü
Ömrümü
Umutlarımı
Hayal bile etmeyen
Özlemlerimi mi
Ve saklamaya kıyamadığım
Boşluğa bakarak konuşurdun hep.. Hep kendinle ama... Kimsenin gözlerine bakamazdın ki konuşacak kimse bulasın... Sen hep böyleydin zaten kimse bir şey yapmadı aslında yamalı bir bohça gibi yada bir hilkat garibesi gibi yada kuralsız noktasız virgülsüz başı sonu belli olmayan cümleler gibi normal insanlardı onlar hep dimi senin için normal insanlar her şeyleri normal insanlar ne kadar da çoktular ne kadar da kimsesizdiler o normal insanlar her birine bir kimse olmak mıydı derdin senin başka işin yok muydu başka düşüncen düşünce diyince neyi niye nasıl ne zaman düşüneceğin belli mi olurdu kafanın içinde konuştukların düşüncelerin değil miydi hep hep her şeyi kendin için yapılıyor sanmadın mı sen sen kendini tanrı mı sanıyorsun demedin mi kendine yüzlerce kere tanrı olsam böyle mi yapardım diye sormadın mı sonrasında fffffffffffffffffffffffffffff lamak mı çözüm çözüm ne ki neyi niye çözeceksin ki hem çözeceksin de ne olacak çözük çözük gezen tüm sorunlar başı boş dolaşan elektronlar gibi duygusal radyasyon saçmayacak mı tüm dünyaya insanların ruhlarını mı kanser etmeye çalışıyorsun kendin gibi mi olsun istiyorsun unutma onlar normal insanlar normal insanlar normal insanlar insanlar mı seni hasta etti sanki sen zaten hastaydın hep hep hasta olmaktı derdin zaten bide çocukken hasta olduğunda kimse ilgilenmiyordu ya seninle belki de onun için hep hasta olmak istedin nefret ettin kendinden hastalıktan insanlardan normal insanlardan insanlardan uzaklaşmak için mi yapıyorsun bunu peki yoksa dikkat çekmek için mi niye dikkat etsinler ki onlar normal insanlar normal insanlar hiçbir şeye dikkat etmezler mi yani ederler belki de normal ederler normal insanlar e ne bekliyordun peki ya nasıl dikkat edeceklerdi ki normal insanlar kim onlar yaaa normal insanlar normal insanlar diyip durdukların kimler onlar senden başka herkes mi sen kendini ne sanıyorsun demiyor musun kendine ne sanabilirsin ki normal insan değilsin hepsi o...
Simurg_b (P.D.)
kelimelerin dna larıyla oynayarak, yüklediğin anlamlarına üfür gitsin rüzgarla birlikte... başı boş bırak çuvallasınlar hayatta... elektronlar gibi başıboş hatta birilerinin kanser olmasına sebep olsun radyasyonlu cümlelerin...
niye böyle yapıyorsun, neden hep kavgalısın ki.. neden normal olmuyorsun, normal insanların arasında durduğun halde neden onlarla anlaşamıyorsun ki...
değil başucumda onların kelimeleriyle yaşamak, başımın içinde taşıyorum belki söylenen ve yapılanları ondandır.
güneşi göremediğim zamanlarda daha iyi hissetmektir belkide suçum.
Sıradan olabilmek varmış aslında, harfler gibi sıraya girebilmek gerekiyormuş bazen sıraya girerken de ne anlama geldiğini düşünmemek gerekiyormuş demek... Düşüncesizlik iyi bir şeymiş hatta çok da rahat olunuyormuş...
Hatta mümkünse özürlü ve hasta olabilmek de olmalıymış ki rahat edilebilinsin...
Güçsüzlük baş tacı edilmeliymiş hercai bünyelerde mutluluğun sırrı yük taşımamakmış...
Öylesine free takılmak ki kendi yükünü bile taşımadan bir başkasına atıvermek en iyisiymiş
Hafifletiyormuş insanı...
Ceset cesareti var sende
Unutulmak bahanen
Kazdığın mezarlar
Yaralar yüreğinde...
Mutsuzluk görünmez kelepçe
Hikayeler yürüyor yollarda...
Kaçırdıkları gözlerinde yalan zaman...
Mekan bulur ayakları her bastığı yerde...
Bir içimlik cigaralık ve altılı hayallerle...
Büyük büyük hikaye ağbi diyor bana
Öyle deme ne olur romansın sen
Kararsız savaşlarımı
Sana verdim
Yaralı
Yenilgi yenilgi üstüne
Bakışlarım
Üşür gözlerim rüzgarda
İnciler çıkardım hayalimden
Kelebek kanatlı
Zincirler yaptım
Kısalttım hayatımı
Üç günlük dünya
Seni de
Kendi hayatını oynuyorsun
Dublör gibi davranma
Film gibi değil mi?
Asıl oyuncusu sen...
Figüranlar bile
Kendi hayatını çekiyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!