Fındıklı'dan Karaköy'e yürüyen
o gözüm benim
el verir geceden güne
sözüm benim, narin tenim
ne yürüyüşler gördü yüreğimdeki sızılar
bir haneden ırak köye dökülen
Merhaba hayat,
Her sonbaharda sarı yapraklar düşer ağaçların kurumuş gölgesinden yerin kırışık yüzüne…gözbebeklerimden yağmur yağar, tınısı apansız sevmelerin çocuk gülüşlerinde saklı… Bereketini verir toprağa mevsimlerin görünmeyen yüzü, yağmurun gözyaşlarından beslenir doğa…
Ağlamak canlı cansız herkesin marifeti olsa gerek…gülmek de öyle
...
bambaşka yağmurlar yağar/eski günden
zifir geceye
ateşi ıs-lık-latan damlaları düşer/kara kapıya
hayat bir hengame
serde öteki yüzü vardır beşerin
Farklı olur uzak memleketlerin baharı
sen bu yakanın güzelisin sevdiğim
yabandır
öteki yüzler cana
ağır işler alışılmadık hallerde zaman
Bildiğim bir şey değil
Yalan sevmeler
Eskiden hiç bilmezdim sevmeyi
Şimdilerde
Kıyısından köşesinden
Derdimi anlatabildiğim kadar
Bu sabah yine erkenden
Uyandım yalnızlığıma
Ben de bir acele bir telaş
Kafamın içinde bin bir uğraş
Kimseler yok yanımda yakınımda
Issızlığın ortasına varmışım derin bir rüyada
Bir özlem var içimde
Nedensiz
İstediğim gibi değilim bugün
Kendimle konuşmak istiyorum
Sesimi duyurmak
Eskisi gibi değilim bugün
Kendine iyi bak
beni düşün arada sırada
bir ömürlük
yanılgıdır hayat
boşuna kırılmışım geçen yıllara
insanın insana kulluğundan
Şehrime gel
Bir de senin adımlarını görsün
bu sokaklar
Meydanlarda nezaket akmayacak topuklarından
Saçların rüzgara karşı direnirken
Senin sesini duysun
Gözlerinin çapağı düşmüş
sabahın üzerine
Kuru bir gözyaşı yapışmış simsiyah kirpiklerine
Gül desem yeri var
al yanaklarındaki gamzede...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!