Sen ki bıktırırcasına/geç/doğan güneş, umarsız sabah
kimin hüznünde asılıdır seherin/öyle derbeder
hangi zulmün/eski şarkılarını misafir ediyorsun/yüreğinde
varacağımız günlerin isyanı/değilsin artık
durma/tez git bu elden
zurnanın zırt demediği/el davulu tokmağı
Çürük elmaları koydunuz yine önüme,
Sağlamından haberim yokmuş gibi.
Cebimde, cepkenimde bayat kuruyemişler;
Şanssızlığım nedir bilir misiniz?
Ben bayat güne yüz sürmem ve o hep peşime düşer...
Bütün saatler kuruludur önceden
eninde sonunda beklenen haber gelir
bir yere
geç kalınmış
uyuyakalınmıştır sabahın seherinde
yolun yarısını
Belki son günümüz; vakitlerden yarın
Gönlümüzde yar tutacak o son düğünümüz
Kardan beyaz
Gülden tomurcuk; ilkyaz, bahar sevgili
Say ki her dileğimiz; dikensiz, dalsız bir gökyüzüymüş meğer...
Üç ayaklı bir masa
cam bardak doldu boşaldı üzerinde
kırılgan
ağladı ağlayacak
komşusu kirli tabak yapayalnız
onun için tutuşmuştu kavgaya çatal bıçak
Çocukları araçtan indirdiler
İki koldan sıkı sıkıya tutup, gözleri açık ve aleni
Alıp götürdüler çocukları asık suratlı ve üniformalı adamlar
Ellerinde telsiz
Aldılar çocukları talimatla tramvaydan
Yaramaz düşlerini alıp götürdüler çocukların, uslanmaz
Bir dost, arkadaş olur
Türküler insana
Ağladığında teselli
Güldüğünde
Mutluluğuna yoldaş
Cana can
...
belki
göçmen kuşlar da düşecek peşimize
hâlâ veda etmedim turnalara
gül-düren olmazsa
umut
bir sevdaya düşerim
acemi günden
bir yalnızlık örter akşamın üzerini
bir ayrılık
içinde binlerce kavuşma
gönülden yollara düşmenin zamanı şimdi
Kayıtsız yaşıyorum
Kimi günlerde
Elimin kalem tutmadığı anlar oluyor
Bilemiyorum
Sana nasıl yazılacağımı
Yarına kalmıyor düşlerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!