sen soğuksun
yaşadığın şehir soğuk
bilirsin eski şehrin havasını
hiç bir şey değişmez kendiliğinden
buz erimez
kar kalkmaz üzerimizden
Ben bir sokak çocuğuyum
Sayın evi barkı olan insanlar
Dört duvarı, ısınacak sıcağı bulanlar
Benim adımı sizler koydunuz sokaklarımda yürürken
“Sokak Çocuğu “dediniz bana
Evet öyleyim
geceyi bekle
gündüz demini alsın hüzünler
içtikçe azalır ömürden
şarabın sonu yok
üzüm çekirdeği kadar yer kaplıyorsa
yüreğinde şu yalan dünya
Sen Kasım'da gel
Ekim’de ben ağlarım ikimizin yerine
Eylül sarı yapraklarını döker dökmez
çekip gitti buradan
Şimdi hazan mevsimindeyiz sevgili
Hüzün kokulu günler geçiyor
Şimdi hazan mevsimindeyiz sevgili
Hüzün kokulu günler geçiyor gözlerimin önünden
Gözyaşına beş kala, ayrılıktan az önce
Ekim’de ben ağlarım ikimizin yerine
Eylül yapraklarını döker dökmez
Çekip gitti buradan
Şimdiki gençliğim geliyor aklıma
Bir delikanlı koşuyor
Kırk sekizinde
Hayatın içinden
Sona doğru
Bitmeyecek bir sevdadan
Her şeye
Son anda karar vermeyi seviyorum
Her şeyi son ana bırakmayı
Uyanmayı son anda
Arkaya dönüp bakmamayı
Vazgeçmeyi severim son anda
Yüreğimin içinde yanan son ateş değil bu
veda ediyorum bu şehre
sevgilinin gözbebeklerinde sönerken hayat
işte öyle bir sevdanın ateşi yakıyor bedenimi acımasızca
sayısız vedalar yaşadım ömürden
kavuşmalardan daha güzeldi
Yüreğimin içinde yanan son ateş değil bu
Bu yüzden veda etmiyorum hiç bir yere
Bu yüzden elveda demiyorum kimseye
Öyle bir sevdanın ateşi yakıyor bedenimi her yolculuktan önce
Ne vedalar yaşadım ömürden
Kavuşmalardan daha güzeldi uzaklaşmalar
Sonbaharda güneşi bekliyorsun
Ayırma göz bebeklerini gökyüzünden
Mavilikler içinde göz kırpar belki sana
Biraz vakit lazım
Biraz da sabır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!