Yeşil zümrüt kıyafetle, süslenirken yüce dağlar,
Doğa uyanır uykudan, coşar bütün çağlayanlar.
*
Tepemizde parıldayan, altın renkli sıcak sini,
Kavururken ekinleri, kuruturken nemli ini,
Bereketli başakların, sarardığı vakit gelir,
Gölge veren ağaçların, kıymeti o an bilinir,
Meyvelerin bal şerbeti, damaklarda iz bırakır,
Güneş veda eder iken, ufuklarda yüz bırakır.
*
Rüzgarların, hüzün dolu şarkısını dinler orman,
Yaprakların vedasıyla, kaybolurken eski derman,
Gri bulutlar toplanır, gökyüzünün tavanına,
Göçmen kuşlar kanat çırpar, bilinmeyen her yanına,
Toprak ana yavaş yavaş, bürünürken mat rengine,
Hazan vakti dokunurken, tabiatın ahengine.
*
Beyaz örtü serilirken, ovaların üzerine,
Sessizliğin sesi siner, gecelerin üzerine.
*
Buzdan saray gibi durur, camlardaki o desenler,
Soğuk nefes üfler şimdi, pencereme sert esenler,
Umut saklar, tohumların en derinde atan kalbi,
Bekleyişin sabrındadır, kainatın asıl rabbi,
Ocaklarda yanan ateş, ısıtırken soğuk teni,
Masalların diyarına, götürürler sanki beni.
*
Zaman çarkı döner durur, hiç durmadan aynı hızla,
Bazen kışın ayazıyla, bazen de o sıcak yazla,
Her dönemeç ayrı lezzet sunar bize, hayat boyu,
Değişimin yasasıdır bu, düzenin asıl soyu,
Renkler solar tekrar doğar, sonsuzluğun kucağında,
Hayat bulur canlarımız, dört mevsimin ocağında.
*
Böyle geçer günler aylar, bir nehrin akışı gibi,
Nakış nakış işlenirken, ömrümüzün her nasibi.
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 16:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!