BİR GECE
Ansızın uyanırsan şehrin suskun koynunda,
sokak lambaları bile utanmışsa karanlıktan,
ve insanlar kendi sesine yabancıysa artık,
bil ki bir şeyler çoktan eksilmiştir hayattan.
Pencereye düşen ay değil sadece,
yoksulluğun duvara vurmuş soğuk yüzüdür.
Rüzgâr ellerine değil,
geçim derdinden yorulmuş hayatlara çarpar.
Saatler akmayı unutmaz aslında,
bizim ömrümüzdür durdurulan,
bizim sabrımızdır çalınan her gün biraz daha.
Kalbim yine sana değil sadece,
bu şehrin unuttuğu her insana akar.
Bir tren geçer uzaklardan ağır ağır,
içinde yarım kalmış umutlar taşır.
Raylar bile sanki şikâyet eder zamana,
çünkü her istasyon biraz daha yalnızdır artık.
Karanlık adını fısıldar sokaklara,
çünkü ışıklar ya eksik, ya da kirli bir suskunlukta.
Ve yalnızlık çoğalır duvar diplerinde,
çocukların bile büyüyemediği kaldırımlarda.
Ben adını yazıyorum boşluklara,
ama boşluk bile artık dolu bir yalan gibi.
Bir sabah güneş utangaç doğarsa ufuktan,
bu utanç bize bırakılmıştır, gökyüzüne değil.
Kuşlar sevinçle değil,
kaçacak yer arar gibi çırpar kanatlarını.
Perdelerin arasında ışık değil sadece,
saklanmış bir çaresizlik yürür.
Ve ben,
içimde büyüyen bu öfkeyle
seni değil sadece,
yarım bırakılmış bütün hayatları severim.
Gece yeniden çöker,
her şey yine susar gibi yapar.
Bir yıldız düşer uzakta,
ama biz görmeyiz bile;
çünkü gözlerimiz artık
yukarıya değil, aşağıya alışmıştır.
Uzaklardan bir ses çağırırsa eğer,
bu sadece bir insanın değil,
bir neslin yarım kalmış çığlığıdır.
Ve rüyalar bile seni bana getirirse,
biliyorum ki artık rüya bile kaçıştır.
Ben yine de her düşümün sonunda
sana değil sadece,
bu karanlığa rağmen ayakta kalan insana varırım.
Yücel ÖZKÜ
29 Nisan 2026/00:33
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 15:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!