Sabahları çay gevrek
Akşamları rakı levrek
Kordondan alsancağa
Hafif çakır gezmek
Yorulma sevgilim, üzülme,
Boğma kalbini düşünceyle.
Hayat bir rüya, bir kıvılcım,
Sen gül yeter, ben yanarım.
Yüklenme kederlere boşuna,
Serseri mayın gibiyim,nereye gideyim.
Keyfim yok canım burnumda
sahte gülüşler edindim.
Üçüncüde fark ettim
Meyhanenin dumanlı köşesinde,
Bir yalnızlık çöker hepimize,
Mazide ki anılar peşimizde,
Kemancı, o besteyi çalma bu akşam.
Dizlerim titrer bu derin sızıda,
Bir pus çöktü gözlerime,
Tanıyamadım kendimi.
Dünya, acıdan başka ne?
Bir kapı açtım, kim girdi?
Kaderdi belki, belki yalan,
Bir martı sesiyle uyanır sabah,
çamurdan ağır bir gökyüzüyle.
Elinde süpürge, koca bir kent,
görmüyor bile onu, biliyor oysa.
Bilmem kaçıncı sigarasını yakar,
Göğsümdeki Hicaz, bir sızı, bir taş,
Ney’le konuşmuş sabaha kadar.
Kim anlar uykusuz akşamları,
Dilbeste dökülür, kalp susar.
Usul çatırdar, çıkrık döner mi?
Gece,bir eski Fransız parfümü gibi
ağır ağır yayıldı masamıza.
Duvarda sarhoş bir akordeon,
Ciguli’den bir resital geçti.
Rakı buzla değil,
Esti yine gönlüme her makamdan keder
Çok çekmedim mi muhayyer artık yeter
Ermişiz zirvesine her muhabbette heder
Yara oldu sinemde telli yaylı ve nefesliler
Bir hiç yazmalıyım bu gece
Kucaklar dolusu bir hiç
Zalim geceler birbiriyle yarışırken
Bir hiç hediye etmeliyim onlara
Kapak parlak bir hiç olmalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!