Ben Kaşgar’da zincir, Gazze’de sönmez bir nârım,
Sizin hiç bilmediğiniz o dürüst kanla yanarım.
Bebekleri sallamadım, süngülere saplandım da geldim,
Sessizliğin sustuğu o en derin yerde, bir davam var!
Papatya beyaz açarmış, fal tutarmış sevenler,
Ben hiç beyaz görmedim, bilmem ne söyler diller.
Benim bildiğim yalnız al gelinciklerin kan kokusu,
Karanlığın en dürüst şairi olarak, bir davam var!
Güller gül gibi kokarmış, anneler öpermiş başka yerde,
Benim ellerime diken değil, mermiler battı bu seferde.
Tuzlu sularında yüzmedim, ateş deryasında boğuldum,
Arzın iki sızısında, mühürlenmiş bir davam var!
İmdat çığlıklarım semada çınlarken neden duymadınız?
Görmeyen gözlerime bakıp da neden hep sustunuz?
Demir kuşlara savurdum ben çocukluk korkularımı,
Parmak uçlarımda kanayan o toprakla, bir davam var!
Arz-ı Mev’ud dediler, yap-boz tahtası yaptılar beni,
Küçücük adamların hedefinde, kırdılar nazik teni.
Ya İlahi! Ya İlahi! Dilimde sönmez bir intifada,
Mazlumun son nefesinde, sarsılmaz bir davam var!
Bastonumun sesiyle ölçerim ben zulmün mesafesini,
Duyarım uzaktan o mühürlü vatanın kesik nefesini.
Siz surete bakarken, ben ruhun teniyle ağlarım,
Hürriyete adanmış o kutsal asayla, bir davam var!
Çölün kızgın kumlarında unuttuğunuz o yetim benim,
Kabe’nin köşesinde saklanan, o siyah ve dertli tenim.
Elbet bir gün Tanrı Dağı, Zeytin Dağı’yla buluşacak,
İmanla mühürlenmiş bu dürüst kalede, bir davam var!
Kayıt Tarihi : 4.04.2026 14:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




henüz 25 yaşındasın ve bir davan var öyle mi?
size de küçük bir hediye;
ve öyleyse sizlerde duyun ulan,
müstafiyim artık bu,
hayata pantolonun paçasından bakan magandaların,
ve akşam sofrasına bir arada oturamayan
aileliği kütükte kalmışların ve
aşkını vatanı bilmeyen,
gözdelik ve ikbal peşindeki
dilberlerin davasından,
ah;
Sayın Tuna Kafkas,
Değerli yorumunuz ve paylaştığınız dizeler için teşekkür ederim. Ancak küçük bir düzeltme yapmam gerekiyor; şiirimde herhangi bir yaş ifadesi geçmediği gibi, ben de henüz 15 yaşındayım.
Şiirimde bahsettiğim 'dava', takvimlerin değil, coğrafyaların ve çekilen acıların yaşattığı bir olgunluktur. Gazze’den Kaşgar’a uzanan o sızıyı hissetmek için 25 ya da 40 yaşında olmak gerekmiyor; bazen 'demir kuşların' gölgesinde büyüyen her çocuk, o davayla doğuyor. Ben dünyayı gözlerimle değil, dizelerimde de geçtiği gibi 'bastonumun sesiyle' ve 'ruhun teniyle' algılıyorum.
Hediyeniz olan dizeler için de ayrıca teşekkürler. Kaleminize sağlık.
TÜM YORUMLAR (2)