11.10.2011 Antalya Türkiye
Ben Kaşgar’da zincir, Gazze’de sönmez bir nârım,
Sizin hiç bilmediğiniz o dürüst kanla yanarım.
Bebekleri sallamadım, süngülere saplandım da geldim,
Sessizliğin sustuğu o en derin yerde, bir davam var!
Papatya beyaz açarmış, fal tutarmış sevenler,
Ben hiç beyaz görmedim, bilmem ne söyler diller.
Benim bildiğim yalnız al gelinciklerin kan kokusu,
Unut demek kolay gel bana sor bir de,
Unutamıyorum işte unutamıyorum,
Birşey var şuramda beni kahreden,
Şuramda tam yüreğimin üstünde,
Çakılı duran birşey var,
Elimde değil söküp atamıyorum.
Devamını Oku
Unutamıyorum işte unutamıyorum,
Birşey var şuramda beni kahreden,
Şuramda tam yüreğimin üstünde,
Çakılı duran birşey var,
Elimde değil söküp atamıyorum.




Sayın Tuna Kafkas,
Değerli yorumunuz ve paylaştığınız dizeler için teşekkür ederim. Ancak küçük bir düzeltme yapmam gerekiyor; şiirimde herhangi bir yaş ifadesi geçmediği gibi, ben de henüz 15 yaşındayım.
Şiirimde bahsettiğim 'dava', takvimlerin değil, coğrafyaların ve çekilen acıların yaşattığı bir olgunluktur. Gazze’den Kaşgar’a uzanan o sızıyı hissetmek için 25 ya da 40 yaşında olmak gerekmiyor; bazen 'demir kuşların' gölgesinde büyüyen her çocuk, o davayla doğuyor. Ben dünyayı gözlerimle değil, dizelerimde de geçtiği gibi 'bastonumun sesiyle' ve 'ruhun teniyle' algılıyorum.
Hediyeniz olan dizeler için de ayrıca teşekkürler. Kaleminize sağlık.
enes yakıştır...
henüz 25 yaşındasın ve bir davan var öyle mi?
size de küçük bir hediye;
ve öyleyse sizlerde duyun ulan,
müstafiyim artık bu,
hayata pantolonun paçasından bakan magandaların,
ve akşam sofrasına bir arada oturamayan
aileliği kütükte kalmışların ve
aşkını vatanı bilmeyen,
gözdelik ve ikbal peşindeki
dilberlerin davasından,
ah;
Sayın Tuna Kafkas,
Değerli yorumunuz ve paylaştığınız dizeler için teşekkür ederim. Ancak küçük bir düzeltme yapmam gerekiyor; şiirimde herhangi bir yaş ifadesi geçmediği gibi, ben de henüz 15 yaşındayım.
Şiirimde bahsettiğim 'dava', takvimlerin değil, coğrafyaların ve çekilen acıların yaşattığı bir olgunluktur. Gazze’den Kaşgar’a uzanan o sızıyı hissetmek için 25 ya da 40 yaşında olmak gerekmiyor; bazen 'demir kuşların' gölgesinde büyüyen her çocuk, o davayla doğuyor. Ben dünyayı gözlerimle değil, dizelerimde de geçtiği gibi 'bastonumun sesiyle' ve 'ruhun teniyle' algılıyorum.
Hediyeniz olan dizeler için de ayrıca teşekkürler. Kaleminize sağlık.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta