Gün,sabah ufuktan doğan gün değil.
Gün,sana bir çorba pişiren gündür.
Ömür,gelecektir,geçen gün değil.
Gün, seni dağlardan aşıran gündür.
Gün,ışık saçmalı,sen ise huzur.
Yeni uyanmıştım, gün erken bitmiş
Meğer gaflet koca ömrü eritmiş
Üzerime afakanlar yürümüş
İnsanın gözünü duman bürümüş
Uyan ey kardeşim geçiyor hayat
Tez gitti elimizden deli dolu akmalar
Bilmedik sayılıyor yediğimiz lokmalar
Bol estik, bol savurduk sayılı nefesleri
Çok yerine getirdik gereksiz hevesleri
Kimse durduramazdı bizi o genç çağlarda
Ne bir aç doyurdular,ne bir öksüz sordular.
Her gün içti,sızdılar,göbekli arkadaşlar.
Ne yandaki komşuyu,aç yatarken gördüler.
Çilingir sofrasında,gün akşamları başlar.
Böyle tutarsız dılar,göbekli arkadaşlar.
Bir duvarın gölgesinde.
İten garibim, yoksulum.
Azığı yok heybesinde.
Biten garibim, yoksulum.
Yarım kuru ekmek payı.
Sinan'ın elleriyse, ölmez eser bırakır
Öpülmeye layıktır,yücedir elin adı
Eller,Ebu cehilde zalimdir takır takır
Cehalet karanlığı gecedir elin adı
Ömer'in elleriyse; dağıttığı adalet
İki gönülün bağını,
Kırana yazıklar olsun.
Delimisin diye bana,
Sorana yazıklar olsun.
Fesat olup,peşimizde.
Akar gözlerimin yaşı.
Sile bilmem,imkansızım.
Siler yeniden başlarım.
Dola bilmem imkansızım.
Sorma bana niçin,neden.
Her ne etti isekendi adına
Öz düşündü, öz konuştu insanlar
Vardığında hakikatin tadına
Söz düşündü, söz konuştu insanlar
Öğrendikçe zarar sarsa kâr şeyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!