Bin bir Emek var.
Nasibini arar şafak sökende,
Çarığın izinde bin bir emek var.
Sabahın nurunu yere dökende,
Toprağın bağrında yenen ekmek var.
Eskimiş yeleği yırtık cebinde,
Umutlar gizlidir sabır dibinde.
Asırlık çınarın serin kalbinde,
Geçmişten gelene hep beklemek var.
Orakla biçilir sarı ekinler,
Yorgun argın döner eve cananlar.
Toprak dile gelir onu kim dinler?
Taşın sinesinde gül derlemek var.
Ayranı buz gibi ekmeği sıcak,
Garip hanesinde açılır kucak.
Tütüyorsa damda dumanlı ocak,
Helal lokma ile şükür etmek var.
Kınalı ellerle yoğrulur hamur,
Bereket yağınca silinir çamur.
Mevlam nasip eder verince ömür,
Tozlu yollarda Hak söylemek var.
Çapa sesleri ki yere bir beste,
Yorgunluk kalır mı tek bir nefeste?
Huzuru arama başka kafeste,
Gönül tarlasına nur ekmek var.
Kurumuş pınarın akmaz suları,
Eğilmiş başıyla bekler dalları.
Köylünün özünde vatan yolları,
Ateşten gömleği yar eylemek var.
Güneş vurur her gün o sert çizgiye,
Her biri dönüşür öz bir ezgiye.
Gerek yok dünyada boş bir sezgiye,
Toprağın diliyle zikreylemek var.
Dokuz düğüm olur boğazda sözü,
Emeğin rengidir yüzünün gözü.
Hasan’ın dilinde sevdanın özü,
Bu kutlu destana aşk eklemek var...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 4.04.2026 15:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!