Artık soru sormayı bıraktım
Omzumdan indirdim onları
eski bir yolcunun yıpranmış bohçası gibi.
Ne kuyu kaldı önümde ne su
ne de dibine ulaşma arzusu.
Bir ağacın gölgesinde oturdum.
Yapraklar düşüyordu.
Hiçbiri neden düştüğünü bilmiyordu.
Yine de düşüyorlardı.
Rüzgâr hangi dala uğrayacağını hesaplamıyordu.
Bulutlar hangi ovaya yağacağını seçmiyordu.
Evren, bildiğim bütün cevaplardan daha başkaydı.
Belki de anlam, aradığımız yerde değil,
aramanın kendisiydi.
Çünkü insan vardığı yerde değil,
yürüdüğü yolda büyüyordu.
Bir taş aldım yerden.
Yıllardır oradaydı belki.
Yağmurlar geçmişti üstünden.
Mevsimlere direnmişti.
Hala hiçbir şey söylemeden duruyordu.
Benden daha çok şey biliyordu belkide.
Yine, hâlâ taş, taş olmaktan başka birşey istemiyordu.
İnsan ise sürekli başka biri olmaya çalışıyordu.
Bir dere geçti yanımdan.
Ne geçmişini anlatıyordu ne de varacağı denizi.
Yalnızca akıyordu.
Belki bütün bilgeliği oradaydı.
Sonra gece geldi.
Yıldızlar yine çoğaldı gökyüzünde.
Her biri cevabı olmayan bir soru gibi parlıyordu.
Ve ilk kez onlara yetişmeye çalışmadım.
Bazı şeylerin yalnızca var olmak için var olduğunu öğrendim.
Belki hakikat, kapısı açılacak son oda değildir.
Belki hiçbir perdenin ardında büyük bir sır beklemiyordur bizi.
Belki evren, çözülmesi gereken bir bilmece değil;
içinde yürünmesi gereken bir sessizliktir.
Sorularım hâlâ yok değil,
cevaplarını aramıyorum sadece.
Yol uzadıkça
anlamları değişiyor benimle.
İnsan bazen cevabı bulduğu için değil,
sorunun içinde kaybolmadan yürümeyi öğrendiği için bilgeleşiyor.
Ve yol uzadıkça anlıyorum:
Bazı soruların cevabı yoktur.
Onlar, yalnızca insanı yürütmek için vardır.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 1.06.2026 22:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!