evimde üç oda var.
odada ben tek basına.
şuan yemek yiyorum
masada tek başıma.
mutfagımda iki dolap
tek başına bir insan
oturuyor bu kalabalık şehirde
tek başına içiyor çayını
tek başına zor oluyor diyenlere
iyi gidiyor iyi
ara sıra seni gözümün önüne getiriyorum
yine telefonunu yüzüme kapattın
yüzümün ne günahı vardı
deminden beri konuşan ağzıma sövseydin bari
tabi mutlu olacaksın sen
ben mi olacaktım senin yerinde yoksa
para istemiyorsun ev istemiyorsun
arabam da yok benim biliyorsun
sana vereceğim bir tek kalbim.
onu bile istemiyorsun benden
penceremin basindayim.
dışarda yagmur yagıyor.
sezen aksunun yalnızık senfonisi şarkısını dinliyorum
eski günler geliyor dinlerken aklıma
aksam yemegini yemedim.
üzerine çokokrem sürdügüm ekmek geçmiyor bogazımdan.
aksam yemeginde ne yiyecegim diye düşünürken
buzdoalbının kapagına yapistirdigim kagitta kuru fasulyenin tarifini gördüm
kagidi elime alıp yazılanları uygulamaya basladim.
1. kurufasulye tencereye bosaltilir. üzerine su eklenerek ocaga konulup pişirilir
2. fasulyeler iyice yumusayıncaya kadar kaynatilir. bir bas sogan ince ince kesilip pembelesinceye kadar yagda kizartilir...
dogru nu yapiyordum yada kagitta yazilanlari yanlis mi okuyordum.
tencere sogan ve beceriksiz bir adamdan okudunuz hikayemi
dünya dönüyor etrafında ve bu dönüşü 365 gün 6 ay bilmem kac günde tamamliyor.
böylece mevsimler olusuyor..
lise yıllarından kalma cografya bilgilerimden birkaciydi bunlar.
ekinoks tarihleri 23derece 27 dakika egik aci izohips haritalar falanda filan..
ölçeklere hiç girmyecegim şimdi.
yarım kaldım..
bu kez tümden yarım.
niye eksik anlattın kendini
neden beni kandırdın.
bu şiire alış sen
senden sonra yazildilar.
yolumun üzerindeyse evin
benim bir suçum yok
kapının kilidini değiştirme sen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!