Diktim gözlerimi gurbetin sahra çöllerine
Bulutları alıp da arkama gitmek isterim
Sakın hayal deyip geçme Süheyla
Bilmezsin ben yıllardır kör dehlizlerde
Umudumu gönlümün yorgun hayalleriyle süslerim
Ey surlar şehrinin Tomris'i
Babil'in cihan harikası gülistanlarından
Kırmızı güller getirdim sana
Eğil de saçlarına takayım
Yıldızlar gibi parlasın cemalin
Müjganına vefakâr şiirler yazayım
Varsın olmayayım bu cihânda zat-ı muhterem
Varsın kabul etmesin bu güruh fıtratımı
Ben, istikbalini göklere çıkaranların rüyasındayım
Sen istesende söndüremezsin benim ışıklarımı
Ne sen güneşi doğuransın ne ben zindandayım
Ve bir kelebek geceye uyanmıştı;
kanatlarında ülkesinin vahim çırpınışları.
Son harbi için Üsküdar’a bakıyordu.
Başında örtü bildiği özgürlüğünü
denize salmak için saatleri sayıyordu;
buseler kondurarak kara talihine,
Ne bir azizim ben,ne bir ârif
Gurbet kokulu bulutlar vardır başımda
Ne bir gül oldum ben, ne bir karanfil
Sonbahar oldum, döktüm sararmış yaprakları
Yıllardır görülmeyen hayatlara baktım
Sonbaharı göremeyen sararmış yapraklara
Dertli yorgunluğumu dinlendirmem zaman alır
Mahzun bir bülbül öter içimde şimdi
Vakitsiz bir kıyamet kopar
Kıyametin alametidir o bülbül
Dindirebilirsem onu şimdi
Gülşenime mavi kelebekler konar
Yaşa ey umudum yaşa
Kıştan koşup bahara sarıl
Kışta donanlar için sarıl
Dimdik dur sükûnetini bozmadan
Yüreğini rehavete kaptırmadan
Çocukların, çalınan düşlerine sarıl
Şu rüzgarın hep bizi savurdu padişahım
Dağ sıçanı eller üstünde tutuldu padişahım
Bizim avuçlardan kayışımız reva mıydı padişahım
Yetmişin de bu şeytanlık ağır değil mi padişahım
Şimdi anlatayım sana yirmi yıllık dümenini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!