Ilık bir rüzgâr esiyor durmaksızın,
Bir ağacın altında düşünüyorum,
Akşam karanlığı çökmüş garnizona,
Düşündükçe seni yeniden yaşıyorum.
Bazen bir nöbetçinin düdüğü,
(SEHER)
Sana bir gül olsam dalından koparılsam,
Elinde yıllarca solmadan kalsam,
Her koklayışında bir buse çalsam,
Emelim bu benim canım sevdiğim,
Sabah yatağımda uyandığımda,
Seni hep yanımda bulmak isterim,
Bir aşkın şarkısı var dudağımda,
Tenimiz bir beden olmak isterim.
Kurtulup hasretin zincirlerinden,
(SOLMAZ)
Solmayacak senin bahçendeki güller,
Olmayacak kem gözle bakan gözler,
Laleler arasındaki masamız bizi bekler,
Masamızın üstünde bir deste,
Dil olmalıyız demeye,
Kalem olmalı yazmaya,
Uyarılmalı bu toplum,
Kaldırılmalı ayağa.
Yıllardır sindirildi,
Ellerimi açıp ümit sema ya,
Yalvarıyorum tanrım ömrümce sana,
Boyun eğemem böyle kadere,
Çok gördü sevgisini sevdiğim bana.
Daha dün gibi gözlerimin önünde,
Binlerce yıl evvelden, çizildi bu sınırlar,
Her bir taşı kayadan, sanma kolay yıkılır,
Örülen her taşında, ödendi ne bedeller,
Öyle sağlam ördük ki sanma kolay yıkılır.
Temel taşı dualı, yetmeyecek gücünüz,
Sevda gibi çöktü hasret içime,
Yeter bu ıstırap bitirin artık,
Bir, bir tükeniyor umutlar içimde,
Ya öldürün bizi ya asın artık.
Geçmiyor günlerim yıl oldu bana,
Bir aşk kanunu gibi,
Sevda oyunu san ki,
Bırakıp gittin beni,
Seven kalbimi.
Yaşadığım bunca derdin,
Güvenme derlerdi yeşil gözlere,
Demişlerdi okşama sarı saçları,
Aldanma derlerdi tatlı sözlere,
Bir gün ansızın bırakır seni.
Ben ki bile, bile sevdim ömrümü verdim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!