Henüz duyulmamışken bir vapur düdüğü
ve hiçbir martı takılmamışken daha peşine
erkenden uyandı bir güzel genç kız
imgeleriyle tarihler evvelinden
babaannesinin düşlerine.
Yüzünü yıkadı, saçlarını ıslattı
Bildiğim her şeyi unutmak
Ya da hiçbir şey bilmediğimi anlamak gibi
Çok farklı birbirinden veya aynı her ikisi
Bir sürü yol varmış yürünecek meğer
Ve aynı yere çıkıyormuş hepsi...
Bir an geliyor, karışıyor ayak izleri
Görmesem inanmazdım
Kendimi sende
Bakışında kaldım
Gözlerinde ben olan kadın...
Olura unutursak gün gelir de
Aşktı bende adın
Ben o tepedeki
Işığı her gece yanan evde
Hayaller kuracağım
Hiç gerçekleşmeyecek...
Kış geçecek, bahar gülecek
Penceremden yüzüme
karalama
öylesine yazıyorum
gece sen kokuyor
kimse anlayamaz bunu
bilemez benim gibi kimse
kokunu...
kala balıktılar
yalnızlıkları kadar...
içlerinden birini sevmiş de olabilir insan
her gün artan bir yanılgıyla çok sever
zira hep şaşırtmacadır hayat akılsızlara
yanlışlarını doğrularcasına...
Delilik bu
Görünmeyen yıldızlara
Sunmak gibi
Gözlerinin geceyi
Kadehlerce içen ferini...
Dolu dizgin bir yüreğin
sana
bulutları toplamayacağım
bir daha gözlerimde…
uzun yollar kat etmeyeceğim
kavuşmak için sana…
akşamları beklemeyeceğim seni
Şimdi sen,
kim bilir hangi akşamda?
Mananın hangi nüansında?
Kim bilir şimdi sen
hangi bakışımda?
Kaçıncı yalnızlığımdasın...
Ağlıyor musun yoksa sen?
Üşümüş buz gibi ellerin.
Bir resmin var aklımda
meydan okuyan hayata,
ağlama sevdiğim...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!