Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya


Yeme içme, savunma, barınma, güvende olma, iş alanı, sağlık, eğitim ana inşanın başında beri var olan “temel insan” sağlamasıydı. Üretim hareketi de hizmet hareketleriyle şahlanmıştı. Sadece sosyo toplumsa yapılarla ortaya konan ve sosyo toplumların bir özelliği olan hizmet hareketi de temel insan sağlamasını ortaya koyan yanıyla, “temeldi esastı”. Ama ikincildi.

Hizmet temel kişi sağlaması içinde olmakla (çocuk-yaşlı-hasta-aciz bakım hizmeti gibi bunlar) temel ve esas üretim hareketi içinde zorunlu olarak kavranandı. Ancak şarkı söylemek, konser dinlemek, futbol ve hokkabazlık izlemek, seyahat etmek vs. modern bir insanın ihtiyacıysa da ve bu hizmetlerin de mutlaka bir üretim karşılığı varsa da bu hizmetler temel sağlanan hizmetler içinde ve hayatı sürdüren temel ihtiyaçlar içinde kavranmayan hizmetlerdir.

Futbol oynamaz ya da futbol seyretmezseniz ölmezsiniz. Ama yemezseniz ölürsünüz. Siz temel üretim hareketi içinde nitelikli verimli ve kolektif emekle olursunuz. Emeğin karşılanmasından fazlası olan çalışma içinde emek gücüyle üretirsiniz. İşte emeğin karşılanmasından fazla olan emek gücü üretimleriniz hizmetlere karşılıktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Şarj deşarj türü toplum içindeki bu enerji çevrimi üretime bağlı, üretim tüketim hareketidir. Doğal olan, zorunlu olan zorunlu olana göre ortaya konan meşruiyet budur. Buraya kadar sağlatma içinde hiçbir zaman kişisi sahiplik yoktur.

Kişisi sahiplik teorik olarak (belirimsiz olarak) olabilirse de ne doğada sağlama hareketinin içinde vardır. Ne de üretim hareketinin içinde olabilecekle doğal ve zorunlu değildir. Kolektif oluş süreci başlayıp geliştikten sonra ancak özel sahiplik olasıdır. Aksi halde başta olan özel sahiplik, ne sosyal olmayı başlatabilir. Ne kolektif oluşu başlatabilirdi.

Yani başta olan bir özel sahiplik inşacı oluş ta değildir. El işte bu zorunlu olmayanla meşru olmak istiyordu. Olana göre olmayanı zorunlu gibi söylüyordu. Zorunluluğu gerçek bir inşacı temele oturtamadığı için abrakadabra ile El gibi bir mana anlayışına kendisini söyletiyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hayat olarak sosyo toplumcu organik ligin (kolektif oluşun) ömür yaşı yoktu. Ama sosyo toplumu inşa edebilen tür olan insanın ve insanlığın ömür yaşı vardı. Sonsuzluğun değil sonsuzluk içindeki kesikli özel bağıntılı durumların ömrü vardı. Bir sosyo toplumun inşası içinde öz yineli periyodik çevrimleri vardı. Bu çevrimlerin genleşip daralan süreç salınımları vardı.

Ama yapı içinde değişen üretim ilişkisi nedenle daralan genleşen salınımlar da değiştirmektedir. Koruyucu zırh kalıp olan sosyo toplum değişen daralıp genleşen salınımlarıyla kalıp kendi ömür yaşını uzatıyordu. Bu nedenle insanlığın ömür yaşı da 100-200 yıl gibi ömür yaşı içinde olmuyordu.

İnsan avatar kalıp gibi davranan sosyo toplumun, insan türü üzerindeki ömrünü uzattıkça, insan da kendisini garantiye alıyordu. Birbirine göre ikil yapı diyalektik süreçlerini başlatıp aşama-aşama evrim içine girdirirse diyalektik ömürler çok daha uzun süreli olmaktadırlar. Başlangıçta ve belli bir sınıra kadar "Osmanlı inşası ganimet (fetih) gelirleriyle kendi kendisini çevirim ediyordu".

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir konu anlatımı yaşanan gerçek travmadan benzetili sözcüklerle dramatikleştirilir. Bir ironi ye dönüşür. Bu anlatım dinsel terminolojilere de geçmiştir. Örneğin cehennem günahkarları yemekle doymazmış ta; “daha yok mu?” Yoksa “BEN BENİ YİYECEĞİM” dermiş! İşte öğle zamanının sıcakları cehennemin bu tür öfke ile söylenmesinden ötürü öfkeden kopup gelen alevden bir nefesmiş!

Kolektif süreçten kolektif olmayan sömüren sürece doğru geçerken makas ve makas açılımı ile yaşanan dehşetin baskısını anlatan, bu aktarımlar ilk kes "tufan" diye söyleniyordu. Ya da çevirenler bu sözcüğü bize şimdiki tufan kavramımızla söylüyorlardı.

Oysa anlatılan tufan hikayelerinde söylenen tufan yerleri; bizim bildiğimiz tufanlarla örtüşmez. İlk tufan yerleri " ittifakı şölen içinde kazan kaynatılan tapınak yerler" diye geçiyordu ki bu tarihteki ilk kez gerçekleşen totem hafızaların silinmesi ile oluşan travma tufanlardı. İkinci tufanlar da Nuh’un (Ziusudra’nın) yaşadığı İlahi kolektif süreçten, ezen ve ezilenleri ortaya koyan özel mülkiyetli El sürecine geçişte yaşana şok travma süreçli tufanlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Okur şunu iyi bilmelidir. Tarih salt geçmişten oluşan (ibaret) bir olgu ve olay değildir. Tarih hem olgudur. Hem yaşanandır. Hem yaşanacak olan olaylardır. Geçmiştir. Şimdidir. Her an ile gelecektir.

Tarih, geçen, geçmekte olan ve geçecek olandır. Tarih yaşayandır! Ama öyle yaşayandır ki geçmişiyle ölmüş ama bugünde. Bugün ile yaşayan ama sizin dışınızdadır. Sizin dışınızda hem geçmiş ile ölmüş hem şimdi ile doğmuş hem de az sonrası için sürekli gebelik ile sürekli doğacak olandır.

Bunların tümü çelişkidir. Geçmişi ile ölmüş olan; hatta başlangıç koşulu olmakla şimdi yok olan ölmüş bir geçmiş durum şimdi ile bugün nasıl Yaşar? Atmosfersiz geçmişimiz şimdi atmosferleydi. Oksijensiz bir geçmişimiz şimdi oksijenleydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ulu ortadan
Tez günler

Duygular bezgin
Umutlar yorgun
Akıl hodgamla seza

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sunu: Toplum ve birey neyden ötürü varlar? Bu soruya cevap oluşturmadan bu tür sorular sırıtık durmaz.

Bu soru bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın en güzel örneğidir. Maşallah her konuya düşünmeden bir cevabımız olmaktadır. Bu anlatımım da doğru olmayabilir. Ancak somut, nesnel, bağıntıl olan, tarihsel ve tartışılabilir bir referans bağıntılı girişme ve tarihselliktir. Toplum birey için ya da birey toplum için vardır dediğinizde başlangıç koşulları girişmeli inşadan iz olmamakla, süreç absürt olmaktadır.
……..

Birey ve toplum, bağıntılı bütündür. Ancak tarihin belli bir döneminden önce toplum yoktur. Yani totem sosyal birlikler döneminde toplum yoktur. Fakat toplumu inşa edecek olan etkin varlıklar vardı. Etkin varlık toplumla birey olmuştur. Toplum, bireyle gelişmiş etkileşmedir. Biri diğerinden ayrılmaz. Siz deniz için olmadığınız gibi deniz de sizin için değildir. Üstelik deniz, sizden bağımsız şatların ürünüdür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Temel, kategorik zihin bağlantı kalıpları ve mantık giriştirme yetileri, daha çocukluk yaşlarında kazanılır. Ve bu çocukluk dönemlerindeki öğrenmeler, somut anlamaların girişmesinden daha çok, duygusal, dinsel verilerle öğrenmeye daha açık yetiştiriliştir. Çocukların, bu dönemdeki algıları korku tedirginliklerinden etkilenmeye açık bir körleşmedir. Çocukluk dönemdeki öğrenmelerinden oluşan kemikleşen eğilimleri, tutum ve ön yargıları, çocukların ömür boyu süreceği ve etkisinden öyle kolay kolay kurtulamayacağı, bir formelleşmedir. Bu formelleşmeye format da atsanız, kemikleşen yanı alttan alta, hep kişinin mantık akışını kontrol edebilmektedir.

Dinsel eğitimle, Dünya'nın altı günde yaratıldığını öğrettiğiniz iyi bir inanır mümin kişi, doğal bilimin, gelişmeci olan, milyarlarca yıllık yaratılış evrimini kavrayamaz. Ha keza, on bir çeşit insan yaratılışını öğrenen bir mümin inanır kişi, şaşkındır. Ya da şüpheyi içinde sindirmiştir. İnanç eğitimli mümin kişi önce topraktan yaratıldığını öğrenir. Sonrada bununla çelişen bir başka yaratılış öğretisi olan suda yaratılmayı öğrenir. Hele bir de, hem sudan hem topraktan yaratılmanın ikisiyle de tamamen çelişen şekli olan, kan pıhtısında yaratılma varyantını öğrendiğin de, neler olur? Kocaman bir hiçtir. Aslında tam bir iyi mümin burada şekillenip yumuşatılır. Müminin hiç şüphe ve kuşku etmemesi, böylesine bir inançlaşmanın susmasıyla olasıdır!

Kişi hiç şüpheci mantığa bulaşmadan, bunları kabul edecektir. Daha açığı kişi açıkça düşünüp de akıl etmeyecektir. İnancı ona, düşün, akıl et dese de bu böyle! Daha beyin burada iken böyle bir travmayı yaşamıştır. Beyin istop etmiştir. Akıl etmeme, erdem olmuştur. Bir kez, bu mantık kabullenildi mi, gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Kişiler, bunu böyle kabullenip, bu kalıplarla algılaşıp, olay, olgu ve düşünmelerini, böylesine susarak mantıki davranacaktır!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Boştan hoş
Hoştan koş
Kalabalığı görünce
Dizginsizce coş

Kurgudaydı sıkıntısı

Devamını Oku
Bayram Kaya

İki sabah arasıdır gece
Kişisi Rıfat, olmaz birey sel sıfat
Sıfatsız ama elinde tutardı ece
Ayakkabı kutuları, torba torba
“Bana her şey seni hatırlatıyor”
Derken hece hece

Devamını Oku