Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Gruplar arası temas, önce totem gruplar içinde etnik sosyal kültür aitliği nedenle ittifak yapmaya karşı sürtünme ve direnç ortaya koydu. Buna iç direnç diyoruz.

Bir de ittifak edilmesi nedeniyle bir araya gelen farklı grupların; farklı kültürü, farklı iş bilirliği, farklı iş bilmeye özgü eylem, söylem, isimleşme ve o işe özgü farklı düşünmelerinden kaynaklı gruplar arası bir dış sürtünme direnci ortaya çıkmıştı.

İlahlar ittifakı, çok büyük bir karşı koyma olan bu iki direnci aşmaya odaklanmışlardı. Süreç har gür ile devam ederken, ortaya odaklaşmayı aşacak bir oluşum çıkmıştı. Oluşum ne o ilahtan, ne bu ilah gruptan olmayan ilahlar sentezi olan; yepyeni bir melez olanaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kısacası totem gruplar, sosyal yapılı mantığın ağırlıkla çekim merkezi olduğu yerlerdi. Her bir totem grup, ittifak içinde kendi totem kültürü ile bir farklılıktı. Her farklılık ta belli bir gerilimle potansiyel etkiydi.

İttifaklar en çok totem ayrılıkların farkını veren sosyal gerilim ile üreten meslekler arası fark gerilimin içindeydi. Bu tür gerilim direnci ittifakı alanı; kasıp geren kırıştırma, bükmeden kaynaklı engelleriyle yoruyordu. İttifakın içini sosyal çatışmaya sürüklüyordu.

Gerilen ortamdaki şimşek ve yıldırımlar, ittifak kararı alan ilahların tepesindeydi. İlahlar bu telaşın içindeydi. Telaş yeni bir eylem alanı açmanın bulucusu olacaktı. Bu alan açma işi içinde melezler şimşek ve yıldırıma karşı indirgeyici olarak keşfedildiler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlahlar totem yaşantının içinde geliyorlardı. Totemdi mana nedenle üreten ilahlar toteme saygı gösteriyorlar ve üreten ilahlar totem alan içinde bu nedenle kalıyorlardı. Bu yol, başka türlüsü olası olan bir yol ile ilahları geleceğe doğru taşıyacak bir gidişat olmayacağı ilahlarca anlaşılmıştı.

İlahlar totem kutsaması olan toteme saygılama yapıyorlardı. İlahlar içinde oldukları totem grubun, grup içi üreten ilişkisiyle kendilerinde gelecek görmüyorlardı. İlahlar geleceğe doğru olasılıklı ve rahat bir akış yapabilmek için totem alanın içinde kalmalarının atiye karşı bir tıkanma olacağını anlamışlardı.

Olup bitene göre geleceğin inşası için ilahlar karar almış ve ittfakı girişmeler çoktan başlatılmıştı. İttifaklar olasılıklıydı. İlahlar eliyle ittifakın üreten insanı ittifakın bir olasılığıydı. Ve ittifak ta insan eliyle geleceğe doğru rahat akış içinde olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İttifakın başında BİR İŞ BİLİR, MESLEK SAHİBİ ilahlar, kendi melezlerine ve kendi torunlarına sofra kuruyorlardı. İlahlar totem alanda doğup büyümekle daha çok totem alana aittiler.

İlahların bu kabil totemdik özelliği melezin katışık olması karşısında ilahların saf ve katışıksız olmasına izafe ediyordu. Katışıksız olmayı melez torunlar ile ilahların kendileri arasına koydular. İlahların totem soy olmaları geçmişe atıftı. Bu atıf ilahla insan arasındaki sosyolojik bir bağ farkını gösteriyordu.

Tarihteki miladın tarihsel hiç bir karşılığı yoktu. Olsa olsa köleciliğin döngüsel ara zamanına vurguydu. Tarihsel milat inşa adına hiçbir değişme dönüşme ortaya koymuyordu. Aslında ön ittifakların inşası bir doğumdu. Yani bir milattı. İlahlar milat olan ittifak döneminin öncesinin ve şimdisinin depo hafızası olmakla ilahlar belletenlerdi. Öğretenlerdi. Öğreticilerdi. İttifak akdine, insana gözetmen gözcülerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Unutmayın ki ne hemcinsler, ne ilahlar; kuram olarak hiç bir ittifak içine doğmadılar. Bir uygarlık içine doğmadılar. Grubu dışında sentez gücü donanımına sahip kapasite değildiler.

İlahlar ve hemcinsler insan gibi bir yetkilenme içine doğmamışlardı. İşte ilahlar, ittifakın ürünü olan ittifak gücünü takdis edip kutsuyorlardı.

Hemcinsler; totem güce boyun eğiyorlardı. Hemcinsler yalıtımlı alanın içi kadar tekli mantıkla öğreti seldiler. Sosyolojik etkileri çok fazla olan tabuları vardı. Sosyal sağlasan ile kolektif paydaşlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Elbette hayatın içinde ve doğada ontolojik farklılıklar vardır. Ama insan ontolojik bir ayrılığa karşılık gelmez. Türümüz yaklaşık 6 milyon yıl öncesinden beri primatların grup üyeliği içindeydi. Türlü minik birikmelerin özne nesnel sentezlerini kişi ve tür biyolojisi içinde yalıtmıştı.

İnsan bir nitelik sıçraması olan ittifaklı yapı içinde geliyordu. Bu yapı totem yapıları içeren ittifak kültürlü, üreten ilah mesleği sentezli, ilahlar melezi yapıların sosyolojisi içinde gelişti.

İnsan en özgün biçimiyle ön ittifaklar sentezli ilahı ittifaklı uygarlığın içinde geliyordu. Uygarlık, totem kültürler ile totem meslekler sentezliydi. Totem kültürlü bileşimle totem meslekli bileşimler çok köklü mantığın düşünme kapısını açan bir alan etkisiydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üç gün köye gitsem
Dilim çözülür

Ah hayat!
Bir sevgili tutuşturup verirsin elime
Dilime vurur afiliden en cafcaflı kelime

Devamını Oku
Bayram Kaya


Üç gün köye gitsem
Yüreğim başka çarpar
Ben değilimdir sanki
Bilirim Mustafa Kemal olacak yarınki
Dağlarım açar kapar

Devamını Oku
Bayram Kaya

Siz yürümek için her gün aynı benzerlikle adım atarsınız. Bu yürüme eyleminin kendisini tekrar edişi ile bir sonuç ortaya koymasıdır. Adımı unutursanız (adımlar tekrarını unutursanız) yürüyemezsiniz. Yani yürüme eylemi; yürümeyi geri bağlanım yasasıyla hatırlayıp tekrarlar edilmesidir.

Bir yazar da zorunlu olurla söylemlerinin geri bağlanım yasasını farklı bağıntılarla ya da aynı bağıntılarla söylemek zorundadır. Ne, neden ve hangi zorunluluğun bilincidir? Bunu bilmezseniz, sömürüyü rızk olukla; iman olukla yaşamak zorundasınız.

Zorunluk olanla; orunluk olanı (özel öznel durum olanı) ayırmadığınız zaman farkını bilemediğiniz durum, sistem içinde sömürüye giden yol olur. Vicdanınız sömürüye giden bu yola senkronla olur. Sömürüye gitmeyen yol sizin vicdan azabınız olur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu yazıyı niye yazdım? Sureti haktan görünüp te kendisini toplumun üzerinde gören, köleci sistemi savunup, sömürü düzeninin kilometre taşlarını döşeyen cavalacozu tutumlar için yazdım.

İnşa içinde ilk üretim ilişkisine doğru gidecek olan sağlatan süreçlerle, üretim süreci; sömürü, kâr- zarar mantığı içinde hesap plânının belirlediği öznel ve enfekte süreçler değildiler. Üretimi; kolektif zamanlı, kolektif güç belirliyordu. Üretim de kolektife göreydi. Kolektif güç, çalışan iş gücünü de oluşuyordu.

Yani üretim gücü; herkes olan işgücü ile zaten işle, zaten kendilik ve zorunlu bir işi oluşla, zorunlu uğraş içinde olmasıyla beliriyordu. O dönem içinde işi olup olmamak diye bir şey söz konusu olmadığı gibi işsizlik akla gelen bir şey değildi.

Devamını Oku