2- Derin yalnızlık Şiiri - Ali Fırat Dicle

Ali Fırat Dicle
220

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

2- Derin yalnızlık

2-DERİN YALNIZLIK

Sabahın en ıssız vaktinde,
Mutfağın solgun ışığında kahveni unutacaksın.
Fincanın kenarında biriken soğukluk,
Ellerinden önce içine işleyecek.
Saatin tik takları büyüyecek odada,
Sanki zaman bile seninle konuşmaktan vazgeçmiş gibi.

Perdeyi aralayınca bahçen tanıdık gelmeyecek artık.
Çiçekler açsa bile renksiz,
Rüzgâr esse bile kimsesiz olacak.
Bir zamanlar birlikte oturulan o bank,
Şimdi sadece yağmurun oturduğu bir yere dönüşecek.

Ellerin alışkanlıkla yatağın öteki tarafına uzanacak,
Ama ten yerine
Soğumuş çarşafların kırışıklığı değecek avuçlarına.
İnsan bazen bir yokluğa dokunurmuş meğer
Sen bunu o sabah anlayacaksın.

Kırgınlıklarını affetmeye çalışacaksın sonra.
Geç kalmış bir merhamet gibi
İçinden sessizce geçecek bazı cümleler.
Ama affetmek kimseyi geri getirmeyecek.
Bunu öğrendiğinde…
Boğazında düğümlenen o tek cümle
Günlerce çıkamayacak içinden.
“Kimsenin sesi yok artık…”

Kalabalık sokaklardan geçeceksin,
İnsanların yüzüne bakmadan.
Çünkü her yüz biraz eksikliğini taşıyacak onun.
Bir çocuğun gülüşünde,
Uzaktan gelen bir şarkıda,
Kapanan bir kapının sesinde bile
Onu duyacak,
Sonra hiçbir yerde bulamayacaksın.

Gözyaşlarını ustalıkla saklayacaksın.
Gülümsemeyi sürdüreceksin belki,
Ama insan bazen en çok gülerken dağılırmış…
Bunu kimse fark etmeyecek.
Çünkü acı, en derin hâlini sessizlikte büyütür.

Gidilmemiş yollara yürümek isteyeceksin.
Belki başka şehirler,
Başka denizler unutturur sanacaksın.
Ama her durakta
Kendi ayak sesinden önce
Benim sessizliğim yetişecek sana.

Issız ara sokaklarda,
Vitrinlere yansıyan yüzünde
Yavaş yavaş yabancı biri büyüyecek.

Yorulunca çimenlere uzanacaksın.
Gökyüzü kocaman olacak üstünde
Ama insan bazen en geniş mavilikte bile boğulur.
Bulutlar geçecek…
Hiçbiri durup seni anlamayacak.
Göğsünün ortasında ağırlaşan o boşluk,
Nefes alırken bile canını acıtacak.

Geceleri daha zor olacak.
Çünkü gece,
İnsanın kendinden kaçamadığı yerdir.
Lambayı söndürdüğünde
Karanlık sadece odaya değil,
İçine de dolacak.
Bir zamanlar “ev” dediğin yer
Şimdi yankısından korkulan bir koridora dönüşecek.

Zamana kızacaksın sonra.
Neden erken geldiğine,
Neden geç kaldığına,
Neden hiçbir şeyi yerinde bırakmadığına…
Ama zaman cevap vermeyecek.
Çünkü bazı kayıplar…
Sadece yaşanır...
Anlatılamaz, Onarılamaz.

Ve bir gün,
Aynaya uzun uzun bakacaksın.
Gözlerinin altında biriken yorgunluğu,
Omuzlarına çöken o görünmez ağırlığı,
İçinden yavaşça çekilen hayatı fark edeceksin.

Kısık, kırılmış bir sesle
Kendine şunu soracaksın...
Ben ne zaman bu kadar yalnız kaldım?

Cevap gelmeyecek. Çünkü içinde
Odasız kalmış koca bir ev olacak artık.
Kapıları gece boyunca kendi kendine çarpan,
Işıkları birer birer sönen,
Duvarlarında eski kahkahaların yankısı dolaşan
terkedilmiş bir ev…

Sen, O evin tam ortasında,
Kimsenin dönmeyeceğini bile bile
Birinin ayak sesini beklemeye devam edeceksin.

24.06.2010

Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 20.04.2026 10:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!