Bakışların sevgiye mültecidir,
Tavırların devrim öncesi suspus.
Söylemlerin özgürlüğe gebedir,
Tahliye umuduyla bekler mahpus.
Duruşuna hükmeden idelerin,
Aşkın carına ne deyim
Hakk’ın emridir bildiğim
Yârin elinden dileğim
Bir bade bir de nefesin
Vefasız kula ne deyim
Niye sorarsın;
Ruh ikizi miyiz diye?
Ne söylesem boş…
Sen ki;
Güneşle doğan
Mavilerde kaybolan
Biraz peynir, ekmek, soğan, sarımsak ve lâ'l şarap,
Sonra ne yap yap, ruhunu o ana bırak.
Meltem-i derya, kızıla boyayacak aşkın rengini,
Gönlün bezm-i âlemde bulacak dengini.
Dalınca terennüme, o an duyacaksın aşkın ehlini…
Her bir kuluna bir damla vermiş olsa Yaradan,
Sevgisini anlatmaya kelam yetmezdi inan.
Bilse de şifa bulan kerameti can-ı kuldan,
Ol yüce Hüda’dır, özünü kuluna aratan.
Râh-ı aşka revan olsam,
Ali’nin yoluna turab olsam.
Erenler aşkına serimi koysam,
Sorar mısın acep ikrarımı?
Beyaz tende süzülen la'l rengi aşk
Dudaklarda ıslanan bal rengi aşk
Her gülüşünde tenimi ürperten
Yürek ısıtan nefesin, sesin aşk
İlk kez kaybolduğum bir yer gözlerin
Sen ne yaptın bu cana!
Ruhum hem âşık hem maşuk…
Gözlerinde renk anlam kazandı.
Çünkü gördüğüm;
Dünya mı, rüya mı diye düşünürken,
Ruhum uyandı...
Gedik kabir yerinde, pek behnân bir sâkî varmış,
Susayan ruhumuza aşk badesini sunarmış.
Hazan yelleri değmiş, tarumar etmiş bezmimiz,
Güle âşık bülbüller, ol sâkî için ağlarmış...
Senle her kadeh bir rekât,
Senle her yudum bir dua,
Seni tattığım an başlar,
İbadetim mabuduma.
Doğum anım tan vaktidir,




-
Numan Cengiz
Tüm YorumlarOzan Gaybeti hem cansın hem de canân