Uludağ dile gelmiş ağıt yakıyor
Yazdığım nameler kağıt yakıyor
Ay’a sevdan nedendir, bilmez misin ki?
Cezbeye gelmiş, şems-i ezele bakıyor.
Yoksa sen, katreyi umman mı sandın?
Kalbim dolup taştı bu aşk-ı kebirden
Semavata yayıldı sevgim hep birden
Sevmek ne güzel onu
Ona doyamamak ne güzel
En güzel o
Elife uzandı parmaklar
Gül müdür, solan yüreğimde
Yoksa yeni doğan gün mü?
Sensiz açılan gözlerim,
Yine sensizliğe sürgün mü?
Azaldı mı acılar,
Azaldı mı,
Mahşere kadar...
Yaza yaza bitmeyen
Kaleme yemin olsun ki,
Gün bitti, an bitti,
Yüreğinin güllerine vurdu kırağı
Hitama erdi, yokuşun son basamağı.
Ne günün esamesi kaldı gözlerinde,
Ne de zulmete garkolmuş leylin çerağı
Hüsne meftun o mualla gözlerin,
Yürek sonsuza kanatlanmış
Beyaz düşlerin
Paradokslu bilmecesinde
Zühre bir garip bu gece
Yunuslar duasında güneşin
Soğudu çile
Günler sefere çıktı bugün, güllerle birlikte
Ruhun dinlenmeye durdu vâsi bir gölgelikte
Çile damgasını vurmada yine ânın özüne
Ve bir katre düşer, tüm söylenmezlerin sözüne
Veda mı bu, firak mı, çözüldü mü son bilmece,
Yaz ortasında vuran kırağı gibi,
Yakıp yıktın tüm mahsulatı.
Gözbebeklerimi çaldın,
En derin ruyalardan.
Kabusa döndürdün sen,
Tatlı bütün halatı.
Bir yastık bu kadar mı taş olur?
Ve bir başta bu kadar mı telaş?
Gözpınarlarında hapsolmuş
Asırlar öncesinden kalma
Bir kaç damla yaş....
Gün söndü ve soldu adının ilk harfi
Ne mâna kaldı serde, ne bir tarifi
Kapandı kapı, evvel döndü ahire
Sultan eyledi Rab, gelmedi mi kâfi
En nâfi tiryaklar edilmişken izhar
Ağzımızın tadı, huzurumuz, ruh sağlığımız bozulmadan, iyi bir bayram geçirmemiz dileği ile, sevgiler, selamlar...
Sağlık, esenlik ve 2024'ü aratmayan bir yıl dilerim,
Sevgi, saygı, muhabbetle...
İçselleştirdiği davasını dizelere dökmek suretiyle şiirler ortaya koyan bu potansiyel şairi takip etmeye ve okumaya değer bulduğumu ifade etmek isterim.
Başarısının daim olmasını dilerim.