BİR CAN BORCU
(Sarolların İsmet Seymen)
*
Bizim çocukluğumuzda oğlan çocukların sabahtan akşama kadar çayırda, ovada öküz gütmeleri (otlatmaları) alın yazıları gibiydi. Hele sizden küçük erkek kardeşiniz yoksa bu görev askerlik çağına kadar sürüp giderdi...
*
Sabah gün doğarken anamız bizi zar zor uyandırır, “Oğlum kuşluk vakti oldu, baban çifti bitirmek üzeredir,” der ve hazırladığı katık (azık) torbamızı sırtımıza sarar, yola düşerdik. Katık torbamızı bez bir kemerle önden çaprazlama bağlar; biz koştukça yağdan kaskatı olmuş alta ucu belimizi döverdi. İçinde haşhaş yağlı ekmek, katmer, haşlanmış yumurta, patates, kekik, kese yoğurdu gibi katıklar olurdu. Bu azıklar çocuğun ailesinin yoksulluk, varsıllık durumuna göre değişirdi. Yalnızca çavdar ekmeği ve bir çıkın kekikle günü geçirenler olduğu gibi türlü türlü yiyeceği olanlar da vardı. En güzel duygu çayırda geniş bir sofra kurup herkesin yiyeceğini birbiriyle paylaşmasıydı.
NOKTA İLE VİRGÜL
*
Bizim kasabamız köy görünümünde bir kasabaydı. Evleri, sokakları; sekiz köşe şapkalı adamları, gün yanığı çocukları ve işten güçten yorgun, bitkin kadınları ile tam bir köydü. Düğünü, bayramı; doğumu, cenazesi ile katık-sız köy kokardı. Acıpayam pazarında bile bizim köylüler giyimleri kuşamları; tavırları, konuşmaları ile farklıdırlar.
*
Köylünün tüm dedikoduları tütün tarlalarında, ekin orağında köyde olup bitenlerden öteye geçmezdi. Kim kimin kızını istemiş, kim kiminle dargınmış, kim kimle kavga etmiş, kimin geçimi bozulmuş…
*
BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI VE PROF. ÜMİT ÖZDAĞ
*
Yaşamı boyunca milliyetçi, ulusal bir çizgide dimdik durmuş, bilim adamı Prof. Ümit Özdağ, 27 Mayıs sonu 14’lüler içinde yurt dışına sürgün edilmiş Kurmay Yüzbaşı Muzaffer Özdağ’ın oğludur. Annesi MHP’nin ilk kadın kolları başkanı Gönül Özdağ’dır.
*
Ümit Özdağ siyasi ve fikri yaşamında Türk Milleti’nin nüfus yapısını alt üst edecek olan düzensiz sığınmacılığa şiddetle karşı çıkması ile gönüllerde taht kurmuştur. Sığınmacılığın ülkemizi siyasi, ekonomik, kültürel açıdan çökertecek bir emperyalist oyunu olduğunu ısrarla vurgulamıştır...
*
“Çanakkale önüne doldu gemiler,
Suları yara yara, saçar köpükler
Ağızları alevden birer devdiler
Başımıza yağdırdı nice gülleler…”
***
Mavi gözleri çakmak çakmak,
DEDESİL OVASI
***
Türkmenlerin Batı Anadolu’ya yerleştiği yıllarda Horasan erenlerinden Dederasûl Bey’in 13. yüzyılda yurt olarak obasını yerleştirdiği ve adını Dederasûl’den alan Dedesil Köyü Dalaman Çayı’nın bir “U” harfi çizerek Akdeniz’e yöneldiği toprakların güney tarafında, Batı Torosların son uzantısı Yonuspınarı, Yıldırımlı, Belbaşı ve Kızıöğür dağlarının eteğinde “Yaren Tepesinin” ovayla birleştiği yere kurulmuştur. Dederasûl Dede Horasan’da Ahmet Yesevi ocağında yetişmiş peygamber ve soyundan geldiğine inanılan bir “Al-i Resul’dur.
***
Dedelerin türbeleri de ardıç ağaçlarıyla süslü bu tepeciktedir. Dedesil’in beslediği insan sayısı 16. yüzyılda konar göçerlerin yerleşik hayata geçmesiyle hızla artmıştı. Geniş toprakları buğday ambarı gibiydi. Sulak otlakları ile binlerce hayvanı besliyordu. Sert buğdayının ve acı biberinin ünü “İşgen Pazarı’ndan” çıkıp ile Denizli’den Fethiye’ye kadar yayılmıştı...
***
DENEŞİN MEHMET
Bazı insanlar vardır ilk görüşte hemencecik canınız kaynar; içiniz ısınır birden. Mehmet ağabeyle tanışmamızda aynı duyguları yaşadım.
Bir Cuma namazı çıkışında bizim köylü iki üç kişi cami avlusunda konuşuyorlardı. İçlerinden biri, “Hocam gel bakalım,” diye beni yanlarına çağırdılar. “Allah kabul etsin diyerek,” tokalaştık. Yanlarında bizden yaşlıca biri vardı. “Bu amcayı tanıyor musun?” diye sordular.
Ellerin vardı yumuk yumuk
Sardıkça kalemi ince ince
Sevinçten uçardı harfler
Dört köşe olurdu defter
O an kalemin olmak isterdim...
*
“Öğretmen Veli Aykar anlatıyor.”
Kırk sekiz yıl süren öğretmenlik mesleğimde görevli olduğum okullarda yapılan tüm törenlerde ve ulusal bayramlarda öğrencileri hazırlar, etkin görev alırdım...
Bunlardan beni en çok etkileyeni, o günleri andıkça duygulandığım bayram, Fransa’da görevli olduğum yıllarda kutladığımız “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır.”
Öğrencilerim I. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklardı. Her gün farklı sınıflara derse giriyordum. Büyük öğrencilerim Türkiye doğumlu, küçükler gurbette doğmuştu. Yabancı kültür selinde akıp giden yavrularımıza Türk Milletinin birer evladı olmanın gurur ve heyecanını yaşatmak amacıyla görkemli bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için aylar önce kolları sıvamıştım.
FAİK ASAL TBBM’DE
5. BÖLÜM
*
8 Mart 1943’ten 5 Ağustos 1946’ya kadar Denizli milletvekili olan Faik Asal Acıpayam’da olduğu kadar TBMM’nde etkin olamamıştır. Meclis oturumlarına katılmış, meclis çalışmaları sırasında yalnızca oy kullanmıştır. Faik Asal milletvekili seçildikten sonra, Ankara’da Denizlili üniversite gençlerini birçok kez evinde yedirip içirmiş; onların harçlık ve barınma sorunlarında “babalık yapmıştır.
*
MİLLETVEKİLİ FAİK ASAL İSTANBUL’DA
2.Bölüm
19. Yüzyılın sonlarında Acıpayam (Garbi Karaağaç) yoksulluğun diz boyu sürdüğü, dört yanı sıradağlarla kuşatılmış, ulaşımı zor, unutulmuş bir ilçeydi. Karakışta dış dünyadan bağı kopardı. Geniş ovasında üretilenlerle, kendi yağı ile kavrulup gidiyordu. Toprak damlı evlerin uzanıp gittiği; Şair Eşref’in dediği gibi “iki dükkan, bir fırın” olan Acıpayam memurların sürgün yeriydi. Dağlarında eşkıyalar, efeler cirit atıyordu. Okuma yazma oranı tüm Anadolu’da olduğu gibi yok denecek kadar düşüktü.
*
Mehmet Faik Asal, “Hallakçılar” sülalesinden Halil Aga (Ağa) ve Kezban Hanım’ın oğlu olarak 1889’da Acıpayam’da (Garbi Karaağaç’ta) doğmuştur. Toparlak başlı, tombul yanaklı bir çocuk olan Mehmet Faik diğer çocuklar gibi hayvan otlatmış, çayırlarda güreşmiş, çelik çomak oynamıştır. İlkokulda (İptidai) ve Ortaokulda (Rüştiye) keskin zekâsı ile kendini göstermiş ve Acıpayam Rüştiyesini birincilikle bitirdikten sonra Denizli İdadisine başlamıştır.
*




-
Hacer Demirkaya
-
Muhsin Yener
Tüm Yorumlariyi akşamlar dayıcım.şuan erkanı internet cafede zorla tutuyorum bu mesajı yazmak içinn. şiirlerin gene çok güzel kalemine ve o güzel yüreğine sağlık. sağlıcakla kalın saygı ve selamlarla....şiirlerin devamını merakla bekliyoruz..
Çocukluğumda hep Kerem ile Aslı Tahir ile Zühre
Ferhat ile şirin bu efsanleri dinleyip büyüdüm ve sanırım bu yüreğimdeki aşkı ölümsüz kıldı....