Şafak söker, dağlar duman içinde,
Yiğit doğar vatan aşkı gönülde.
Al bayrağı alır yüksek ellere,
Can adanır kutsal olan yerlere.
Kılıç değil yalnız yürek keskindir,
Vatanım Türkiyem, cennet kokulu toprak,
Dağında çiçek, ovasında buğday var.
Tarih konuşur her taşında, her yolda,
Ey aziz millet, seninle övünür yar.
Kuzeyinden güneyine, doğudan batıya,
Bazen yorulur kalp, taşıyamaz yükünü,
Sevdanın ateşi yakar, küle döker ömrünü.
Tutunmak ister insan, ama elleri boş kalır,
Anlar ki; bazen vazgeçmek gerekir, çünkü hayat ısrarı kaldırmaz.
Her “bekle” sözü, biraz daha yaralar,
Vazgeçtim sevmelerden,
Adını kalbimde yankı yapan her heceden.
Bir zamanlar “sonsuz” dediğim ne varsa
Birer birer sustu içimde,
Yoruldum…
Yaktın be adam…
Bir yangın gibi düştün kalbimin ortasına,
Yetmedi, küle dönerken bile
Rüzgâr olup savurdun beni darmadağın her sokağa…
Bir gülüşüne ömür adadım,
Yalancı aşklara kanmadım artık,
Sahte gülüşlere, boş sözlere inanmadım.
Sevgi dedikleri, bir hevesmiş meğer,
Bir çıkar, bir oyun, bir sahte sahne.
Bir zamanlar gözüm kapalı sevmişim,
Bazen zamana yenik düşüyoruz,
Takvim yaprakları değil de
Biz eskip düşüyoruz yerinden.
Her geçen gün biraz daha susuyoruz,
Bir cümleyi içimize gömüp
Gülümsemeyi öğreniyoruz mecburen.
Senin yalanların beni çok yordu,
Bir "seviyorum" dedin, bin yara doğdu.
Güvendim… elimdeydi kalbim sana,
Ama sen tutmadın, bıraktın soğukluğa.
Her sözünde başka bir gölge gizliydi,
Bir gülüşün vardı, masum gibi,
Bir bakışın vardı, bahar gibi.
Ama meğer içinde fırtına saklıymış,
Senin sevdan, bir yalan masalmış gizli gizli...
Dedin ki: “Sonsuza dek seninim ben,”
Bir haziran akşamında sustu şiir seslerin,
Hüzün düştü gönüllere, soldu tüm nefeslerin.
Mısralarda yaşamaya devam eder izlerin,
Rahmet ile anıyoruz bugün seni üstadım.
Kaleminde aşk yanardı, sözlerinde bir ışık,
Yüreğinden dökülürdü her satıra sıcaklık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!