Ayılmadım aşk ateşinden.
Çok çekti bu sinem çok.
Sonra baktım yoksun.
Bilenler söyledi arama boşuna.
Gitti giden, gitti artık yok.
O zaman durmayın sevdayı destur bilenler.
Hep uzaklardan sevmiştim seni. Hep gizlenerek hep saklanarak ve hep ağlayarak sevmiştim seni.
Hep korkmuştum sana aşkımı anlatmaktan…
Tüm kır çiçeklerine söyleyebilmiştim aşkımı ama bir türlü içimi dökemedim sana.
Kalbimde yaşatmıştım seni, senin güzelliğini…
Kalbim isyan etse de bu kadar çaresizliğe yine de seni hiçbir çiçeğin, hiçbir gülün giremeyeceği yüreğimin en derin köşelerine gömmüştüm. Çünkü mahkumdum seni kalbime gömmeye. Çünkü sen bana uzaktın yüreklerden uçuyordun.
Hoştun güzel kızdın.
Arka sırlara geçip,
Seni izlemek vardı gizlice.
Kimsenin farkına varmadığı
Ve kimsenin anlayamadığı
Bir histi bu belki
Gizlice sevmekti.
Utandığında en çok belli olan
Sevgiden kızaran yanağından
Süzülen susturucu damla
Bir kaç akşam önceki buğuydu
Gözlerinde ki telaş
Tanıdık gelirdi bana
Ey gözleri görmez yüreğim
Kemik içine sığmış ruhtasın
Böbürlenme bu kadar
Gören sanır sanki göktesin
Bir kapı açıldı bir kapı kapandı
Kalıcı değilsin bu sahnede
Hakkım olmayan
bir gocuğa sarılacağıma,
hala masumluğa inanan
içimdeki çocuğa sarılırım.
Aydın Gürz
Aynı göğüs ağrısı ile
uyanmıyorsa her sabah iki yürek.
Göm onu tarihe toprağınıda at
üstüne iki kürek.
Aydın Gürz
gökyüzü
ellerimizden bizi tutsa
mavisinde
aşk şarkıları söylesek
inceden
bir yağmur yağsa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!