Kırmızı Yazılı Bakkal
1990'lı yılların başıydı...
Sokağımızın köşe başında küçük bir bakkal vardı. Kırmızı el yazısıyla yazılmış tabelası, o yılların en tanıdık görüntülerinden biriydi. Mahallenin çocukları olarak önünden sayısız kez geçer, harçlıklarımızı avuçlarımızda sımsıkı tutarak içeri girerdik.
Aradan uzun yıllar geçti.
Belki yirmi yıl, belki daha fazla...
O sokaktan defalarca geçtim ama nedense hiç dönüp bakmadım. İnsan bazen en çok bildiği şeyleri görmez oluyor.
Uzun uzun anlatmana gerek yok.
Hayat o kadar uzun mu?
Sen kısa kes!
Seviyorum de
Ben romanını yazarım sevgi'nin
Tam da ortasına düştük hayatın. Yakaladığımız sadece geçiti bir anın. Bazen tam sandığımız herşey,
kısa bir kesiti zamanın.
Dört köşeli kişiliksiz
gizemlerin saklandığı
hüznümün ortağı
sessizlik abidesi odam
Aydın Gürz
seni düşünmek;
bitirmek için
tüm zamanlarımı harcadığım
bir kitabın final sayfası gibiydi...
Heyecanlı, zevkli, bir o kadar acılı...
Ben kitaba sardım
Kitap bana sarıldı
Bir kaç telaş girdi araya
Uzaklık unutturur sandım
Ay güneşten daha önce ayrıldı
Yakamızı bırakmayan
Kendi özünden yaz öze gidelim
Kelimeler dolansın diline söze gidelim
Boşver sen dönenleri bozuk düzeni
Açılın kapılar biz, bize gidelim
Yol birdir
Birleyeni bilene
hesaptan sildiğim
küsurat gibisin;
hep bir sonraki
bütünden eksiliyorsun
...
aydın gürz
kutsal varlıklar
analar
her adımımız için bir emek
harcayan vefakarlar
candan öte canlar
Analar
Hayat kimi zaman kıran kırana bir iddiadır:
Kaybedeceğini bile bile sana lades dedirtir.
Aydın Gürz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!