Şaştığımız beşer nereye kadar yaşar,
Yoksa gördüğümüz değilde görmediklerimiz mi beşer? Yaşadığımız hayat gerçek mi!
Yoksa gerçek hayatın ölümünü mü yaşıyoruz mahşer?
Aydın Gürz
Maksat muhabbetse gözlerinde olmalı
Aşk dediğin zaman yüreğine dolmalı
Kar altında kalan çiçekler açmalı
Bir elden diğer ele umut saçmalı
Umutlar kuş olup gökyüzüne uçmalı
Laleler buket olup sana kaçmalı
Ben yokluktan geldin ne bileyim haneyi. Darlık olmadan bilinmez yorma çeneyi. Ayırd et kim bile madde ile manayı.
Sen şairsin yaz bildiğin nameyi.
Aydın Gürz
Sevginin verdiği güç
Manevi bir göçtür aslında
Güven aşıladığı hisler
Ayyuka çıkar ve içine işler
Aşk sonsuzluktur mesela
Sonsuzluk yolculuğunun bağıdır
cenin tabuta
uzanan bir serüven
sadece dünya
ki en yakın gelen sana
ya hepsinin ötesi
başlangıcından bitişine
Manzarası kalmamıştı kahvenin
40 yıl hatrıda dolmuştu çoktan
Eşlik etmiyordu güne sözlerin
3 5 nöbetleri sayılmıştı yoktan
Güne güneş gibi doğmadı gözlerin
Yüreğim alıp başını gitti çoktan
Dünyasına yandım dünya olalı
İyilik yapalım dedik maraz doğdu
Vazgeçme dedim sabırdan kötülerden garez doğdu
Sağlam dedim sahilime, kumsalıma
Yanı başımda falez doğdu
Aydın Gürz
sana bir masal anlatacağım
sende yürekten inanacaksın
mutlu bir hikayeyle bitecek her şey
bileceğiz ki dünyada ki en büyük sorun
aslında kum tanesi kadar ufak şey
bir masalın
bittiği yerde başlar
tüm masallar...
oysa ben onu
hep taşırım
anlamına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!