Gel evlat soluklan, nefsin çıksın nefesinden
Ömür bir ağaç, kurumaz mı sandın sen?
Gölgesi büyük değil yüreğinin gölgesinden
Gölgeni geçince bitmez mi sandın sen?
Ne çok şey eskidi. Eskiden gönlümden düşenler vardı şimdi gözümden düşenler. Eskiden sözünden düşenler vardı şimdi özünden düşenler. Oysa hayatın her saniyesi yeni bir sayfa...
Aydın Gürz
Soğuk bir nefes kadar,
Boynunda ki sanki ölüm,
Acı telefon sesi kadar.
Alnında sanki ölüm,
Doğduğun ilk gün gibi,
İçimde bir duygu vardı.
Onu çözemiyordum.
Yaşamdan tat alamıyordum.
Sanki yaşamıyordum.
Kalbimde bir sızı canlanıyordu.
Kıyamıyordum bir şeye,
Sövüyordum her şeye,
Nice yaşıyorum diye,
Sanki yaşamıyordum.
Sevdim seni bir tanem.
Bir şiirde gözlerin
En ilahisi göklerin
Gece üç dört nöbetlerini
Sanma ki senin için bekliyorum.
Sanma ki senin için yüreğim böyle yaralı
Boynun bükükse sevdadan değil
Neden arkadaş neden?
Bizi böyle kötü eden,
Dini, imanı tanımaz eden,
Hepsi bir şerefsiz için mi?
Her gün ki gibi,
ben sana
hep az kaldım
çok az kaldım zamanlarda
azığımda sakladığım
zeytinle peynirdi birbirine örtüşen
ekmek arasında hayat kokusu
Bir şarkının içinde bulursun kendini
Bazen gurbete gidersin
Bazen içine derine
Nakaratını söylerken burkulur
Başına dönünce mutlu olursun
Bazen ahenkle dans eder sözler
Sarmaşık dalları dallanmıştı
Sevgiliye uzanan kollar gibi
Sarılmayı bekleyen ellerim varken
İmkansızlığı sen seçmedin mi?
Ayrık otları ayrılmıştı ayrılıktan
Çoktan gül uzak kalmıştı dalından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!