Sanala çalan bir yanımız var
dört duvar içinde yalnızlığa itilmiş
terkedilmişliklerimiz var
bir de yürekte yangın
boşluğa boş seslenişler
Sana ne oluyor anlayamadım!
Bazen ben bile kendime cevap veremiyorum.
Öyle ağır sorular soruyorum ki.
Ağırlığında kayboluyor bildiklerim.
Aydın Gürz
Gerçek aşkı bilmeyen
Gönüllere dargınız.
Dağları aştı.
Yolları aştı.
Sana ulaşmadı ahımız.
Boşuna akıyor durmalı artık.
Kokun huzur veriyor bana . Varlığın ise mutluluk. Sen diyorum koca bir umut. Mutlulukla uyuyorum kokunla ayılıyorum. Sende korkarken boğulmaktan, sol yanım seni istiyor. Derin bakan gözlerinde uyumak, huzur veren kolunda her gün yeniden sana uyanmak...
Aydın Gürz
yıldızlar gibi düşüyor gözlerin gecelerime
ay gibi sıyrılıyor penceremden ellerin...
sonra bir güneş saçlarında aşk tanrıçalarım;
ah benim tanılarım, aşka tanıklarım
tüm bildiklerimde hayalmiş oysa
anladım şimdi içimi yakan sancılarım...
Gel evlat soluklan, nefsin çıksın nefesinden
Ömür bir ağaç, kurumaz mı sandın sen?
Gölgesi büyük değil yüreğinin gölgesinden
Gölgeni geçince bitmez mi sandın sen?
Ne çok şey eskidi. Eskiden gönlümden düşenler vardı şimdi gözümden düşenler. Eskiden sözünden düşenler vardı şimdi özünden düşenler. Oysa hayatın her saniyesi yeni bir sayfa...
Aydın Gürz
Soğuk bir nefes kadar,
Boynunda ki sanki ölüm,
Acı telefon sesi kadar.
Alnında sanki ölüm,
Doğduğun ilk gün gibi,
İçimde bir duygu vardı.
Onu çözemiyordum.
Yaşamdan tat alamıyordum.
Sanki yaşamıyordum.
Kalbimde bir sızı canlanıyordu.
Kıyamıyordum bir şeye,
Sövüyordum her şeye,
Nice yaşıyorum diye,
Sanki yaşamıyordum.
Sevdim seni bir tanem.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!