Çiğnenen bedenin yakılan evin
Hani namusun hani haysiyetin
Sabiler düşerken kara toprağa
Kara kalbinden buğz bile etmedin
İkbalde insan olmaktı gayemiz
Ömür
Yalan olduk talan olduk
Suya sele gitmiş gibi
Yıkık dökük viran olduk
Kil çamura batmış gibi
O’na Sor..
Sofralara kaşık vurmayı
Helal diye helal bulmayı
Çok olmadan aza doymayı
Şükür Ya Rabbi diyene sor
TEMMUZUN ON BEŞİYDİ
Yazdık bunu deftere biz, sen de yaz Ya Rabbi!
Gece yarısı uykumuzda vurdular bizi,
Ahlar yükselirken katına bir gece vakti.
Takvimlerden temmuz ayının on beşiydi.
Aklımda tuhaf sorularla
Yüzümde yılların eskisi
Baharlar uzak kıyılarda
Vuruyor bana esintisi
Öyle bir yerdeyim
Öyle bir yerdeyim
Mahzunum yorgunum
Gitsemde gidemem
Prangaya vurgunum
Yüzümde yorgun yılların silüeti
Sürgün yurdumdan gittim gideli
Ayaklarım gitsede bir ileri bir geri
Hangi zincir durdurabilirki beni
Sözüm söz, dönerim sana geri
Sen diye başlarken cümleler
Kelimeler kifayetsiz söz perişan
Dilimde dimağımda tüm heceler
Kafiyeler çaresiz öz perişan
Aylar geçti yıllar su gibi gitti
Pervane
Kamışlıktan bir nefes ,Eser durur pervane
Derde salar Ney’de ses, Öter durur pervane
Kavuşmanın fikriyle, Kul olmanın şükrüyle
Kahrolası, olmayınca olmuyor ,
Ne giden hevesim geri geliyor ,
Ne de bir kerecik bir es veriyor.
Sonra tortusu kalıyor yüzünde,
Hayat ellerimden akıp gidiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!