Arnavut kaldırımlı taş sokaklar
Balkonda senden kalmış güller
Şu örtü, şu divan, tozlu masalar
Sanki ölmüş evin içinde ,hep ölüler
Gittiğin günden beri kapalı o oda
Sabah ile kalktım gün ışığına
Görüverdim yandım dünya işine
Herkes düşüvermişte karın peşine
Yaya kaldım yine, vaylar başıma
Atı alan geçiyor ,geride Üsküdar
Fukaranın cebi delik
Elde yok avucta yok
Bir deri Bir kemik
Karnı aç gözü tok
Devlet kapısı bilmez
Gafil
Nefsim bana kastın mı var
Şeytan diye dostun mu var
Ne bu kahır ne bu kibir
Şeyh oldunda postun mu var?
Bismillah
Kan dökülen eşiklere
Taş sarılan beşiklere
Yanan yüreği deşiklere
Garabet
Ne yana yatsam aklımda hep aynı düş,
O sen misin yoksa gölgen mi , ey Kudüs ?
Hani Kubbetüs Sahra dan uçan kuşlar?
Hani avlunda secdeye varan başlar ?
Hani benim güzel köyüm
Derelerim kömür suyum
Gelinbacım gadan alıyım
Diyen diller susan oldu
Mihnet ettiğinle yollar alınmaz
Demeden gelebilirsen gel beri
Yufka yüreklerle engel aşılmaz
Korkmadan koşabilirsen gel beri
Bu yolların yükü cevri cefadan
Selam yolladım deli poyrazla
Alırsan durmadan çıkıver yola
Yorulursan bir gün bizi hatırla
Konmadan bir yere gel deli deli
Sen bir güvercinsin bilirim seni
Geldi Geçti
Ninniler bitti, ağıtlar da büküldü
O Tahta beşiklerden kim geldi geçti
Yalana karıştık bir bir akşam üstü
O sellerin önünden kum geldi geçti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!