Sorma şu deli gönlüm nasıl da heveslenir
Bu gün seni görecek dünden beri süslenir
Kırma garibi ses ver bir daha oralardan
Duymaz mısın ücelere hep seni seslenir?
Olmasanda hiç onun yanında ,yakınında
Seni hep şu masada bekledim
Bazen uyudum bazen dinlendim
Unuttum içmedim masadaki çayı
O soğuduk ça ben demlendim
İnsan beklerken daha iyi anlarmış
Es başımızdan Es Salâ
Öldürüldüğümüz yerden
Götürüldüğümüz yerden
Vurulup ta düştüğümüz
Diriyken gömüldüğümüz
Kerbela’lardan Es salâ
Gece karanlık zifir gibi
Bir gölge ürpertti içimi
Kaldırdım vurmaya elimi
Vurma dedi gardaş
Yüzü nasipsiz keseden
Ey Kudüs
Ne yana baksam, aklımda hep aynı düş,
O sen misin yoksa gölgen mi , ey Kudüs ?
Hani Kubbetüs Sahra dan uçan kuşlar?
Eyvah-ı Eyvah
Avare gönüle iblis fısıldadı
Yalana inanıp gidiyor gibi
Islıklar kulağında uğuldadı
Rüzgara kapılıp gidiyor gibi
Eyvah ile
Şehir şehir dolaştım, anıldım seyyah ile
Aradım bulamadım, dolandım günah ile
Gönül bir serçe kuşu, her dala konmak işi
İnceden biraz hislenince
Gölgeler yüzüme inince
Ay arpa boyu yükselince
Ayık kafayla mayhoşmuşum
Gözlerim açık uyurmuşum
Fasıla
Hakikat zahir zahir parlar
Örsün bağrı kirleri paklar
Ateşte yunmayan ne anlar?
Gasili kolay gusülü zor…
Fasl-ı Nedamet
Sordum tüm hesabı aldım karşıma
Mahkum sehpasına koydum kendimi
Eyvahlar olsun topraklar başıma
Dur etmiş şer etmiş kar etmiş beni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!