Ateşin Karşısında
Ben tek başıma hallettim başıma gelenleri adam...
Gece yarılarında kimse duymadan ağladım,
sabah olunca gülümsemeyi de öğrendim.
Kırıldım, sustum, dağıldım belki,
ama her defasında kendi ellerimle topladım kendimi.
Şimdi bir ateş yanıyor karşımda.
Sessiz, ağır ve benim kadar yorgun...
İçine yıllardır sakladığım şiirleri atıyorum.
Sana yazdığım satırları,
gönderemediğim mektupları,
adını her harfinde gizlediğim o uzun geceleri...
Alevler yükseldikçe
geçmişim geçiyor gözlerimin önünden.
Bir zamanlar gözlerine bakıp
ömür sandığım adamı görüyorum.
Sonra bekleyişlerimi...
Cevapsız kalan sesimi...
Kalbimde büyüttüğüm o kocaman yalnızlığı...
Hepsi sırayla yanıyor.
Ne garip...
Bir zamanlar uğruna dünyayı karşıma alacağım adamın,
şimdi sadece küle dönüşen birkaç hatıradan ibaret kalması.
Sana kızmıyorum artık.
Çünkü en büyük hesabı
zaten zaman sordu bana.
Ben sensizliğin ne demek olduğunu öğrendim.
Yıkılınca nasıl ayağa kalkıldığını,
karanlıkta insanın kendi elini nasıl tuttuğunu öğrendim.
Şimdi ateşin karşısında oturmuş,
yanan şiirleri izliyorum.
Her külde biraz sen varsın,
ama daha çok eski ben...
Ve biliyor musun?
Bu gece şiirlerimi yakıyorum
artık canım yandığı için değil;
içimde sana ait ne kaldıysa
özgür bırakmak için.
Alevler son kez yükselirken
sessizce gülümsüyorum.
Çünkü seni kaybetmedim ben...
Ben, seni severken kaybettiğim
kendimi yeniden buldum.
Şimdi ateş yavaş yavaş sönüyor adam...
Küller rüzgâra karışırken,
yıllardır içimde taşıdığım yükler de hafifliyor.
Bir zamanlar adını duyunca hızlanan kalbim,
şimdi gecenin sessizliği kadar sakin.
Bakma öyle uzaktan bana...
Ben artık seni bekleyen kadın değilim.
Kapısına umutlar bırakan,
her gelen sesi sen sanan,
gözlerini yollara diken o kadın,
bu ateşle birlikte çoktan küle döndü.
Geride sadece ben kaldım.
Eksik değilim artık.
Yarım değilim.
Bir adamın sevgisine muhtaç olmadan da
çiçek açabileceğini öğrenmiş bir kadınım şimdi.
Sen benim en güzel şiirimdin belki...
Ama en güzel şiirler bile
bir gün son mısrasına ulaşır.
İşte ben de o son mısrayı yazıyorum bu gece.
Ne seni geri çağıracağım,
ne de gidişinin hesabını soracağım.
Çünkü bazı vedalar,
cevaplarını yıllar sonra insanın kalbine bırakır.
Ve ben sonunda anladım;
Seni sevmek hata değildi.
Hata, kendimi unutacak kadar sevmekti.
Şimdi son sayfayı kapatıyorum.
Ateş sönüyor...
Gece derinleşiyor...
Ve geçmiş, ardımda kalan uzun bir yol gibi uzaklaşıyor.
Ama gitmeden önce
son bir şiir daha bırakıyorum ateşe.
İçinde ilk tanıştığımız gün var,
ellerinin ellerime değdiği o ürkek an var,
gözlerine bakıp bir ömür düşlediğim kadınca hayaller var.
Hepsi yanıyor şimdi.
Bir zamanlar uğruna dualar ettiğim adam,
bir avuç külden ibaret kalıyor gecenin ortasında.
Ve ben ilk kez ağlamıyorum.
Çünkü bazı aşklar yaşanmak için değil,
insana kendini hatırlatmak için gelirmiş.
Sen bana aşkı öğrettin belki,
ama ayrılık bana gücümü öğretti.
Şimdi küller savrulurken gökyüzüne,
içimde senden kalan son gölge de uzaklaşıyor.
Eğer bir gün adım geçerse aklından,
beni yarım kalan bir aşk olarak değil;
Kendi yaralarını kendi elleriyle saran,
karanlığından kendi ışığını çıkaran,
ve sevdiği adamı sessizce özgürlüğüne uğurlayan bir kadın olarak hatırla.
ben seni çok sevdim adam...
Naile ÖztürkKayıt Tarihi : 19.06.2026 13:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!