Otuzbeşinci basamak burası
Belirsiz bir karanlık
Sağ yanıma musallatta
Saracak belki ömrümün kalanını
Ellerini çekmeden bedenimden
Yine sen kokmayan bir sabah karşıladı gözlerimi
Ve yine inatla açılmak istemediler mutsuzluğa
Karanlığın ağır aksaklığı sardı gecelerimi
Uzun zamandır koşmadı yüreğim mutluluğa
Acı kumkuması saniyeler uzadı da uzadı
Meğer
İdam mahkumluğum bir hataya saklıymış
Ki ben ölmeden önce
Beyaz kanatlı bir periydim
Uçup yanına mutlulukla yıkanır
Hüzünlerden arınırdım
İncecik
Sigara dumanından
Sıyrılır gözyaşı
Ellerin arasından uçar
An be an
dün
kulağımda şiir oluşun damladı gözümden
bugün beni yok sayışın
kısacık anda
bir fırtınaydı ki kopan geceden
Uzun değildi aslında sayısınca çok olan
Bir göz yumuşu kadar kısacıktı hatırlamak
İlk soluk her ne kadar bana aitse de
Bir türlü yerleştiremedim anı defterime
Bilmediğimden olsa gerek
Nasıl bir rol aldığımı
Konuş mu dedi dilin
Ahh ah sevdiğim
Sesim sessizliğimde duymuyor musun?
Sessizliğimde çığlıklarım
Çığlıklarımda damlalar
Damlalarda hayat
Zindan gecenin içine süzülen
Mengene gibiydi gün
Aşk baldan tatlı zehirdi
Gözlerimle içiyordum
Hücrelerimi bile inletiyordu
Şu zor hayatta
Hazana da bahara da
Gebe dolaşıyoruz bildiğim
Bazen ayakta bile zor duruyorum ben
Ama sen
Dur olduğun yerde
İçinden geçenleri yakalamak istercesine
Dolu dolu semaya bakmak
Her dalganın aslında başka sesle geldiğini
Tınısının yerinden oynattığı kum taneleriyle değiştiğini duymak
Hiçbir bulutun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!