Aşkın ateşi düştü bu garip canın içine,
Yandım kül oldum mevlam eridim ben sine sine.
Dervişler zikre durdu her an hak hû diyen dil ile,
Bağlanmış kalbim ulu yaradanın sevgisine.
Dünya malı yalandır hepsi bu dünyada kalır,
Aşkullahı tadanlar canı o canana verir.
Nefsi köle eyleyen hakka giden bir yol bulur,
Mevlanın aşkınla yanan , o nurlu vuslata erir.
Gözümden akan yaşlar döndü büyük nehirlere,
Hasretinle inlerim düştüm garip bu dertlere.
Bir nazar eyle sultanım kalpteki zifiri yere,
Adını zikrederim lütfet ulu dervişlere.
Pervaneyim şem'ine döner dururum her gece,
Senin adındır mevlam dilde en kutsal hece.
Çözülür dünya bağı kalmaz ki hiçbir bilmece,
Aşkınla aydınlanır her karanlık olan gece.
Musa o ulu dağda der la ilahe illallah,
Muhammed Mustafa’dır yüce resulü eyvallah.
Bizleri mahrum etme o rahmetinden ya allah,
Sana hep açıldı eller affet bizi seyfullah.
Gönül kuşum kanat aç o ulu dostun iline,
Boyun büküp gidesin evliyanın menziline.
Bülbül figan eylemiş gonca gülün ah haline,
Biz de talip olmuşuz hakkın o nurlu yoluna.
Bu dertli derviş söyler aşk ile o bestesini,
İlahi nur doldursun mü’minin pak sinesini.
Kabul et ya rabbena bu kulun tüm tevbesini,
Duysun bütün bu alem yüce aşkın gür sesini.
Kayıt Tarihi : 9.07.2026 12:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!