Bu ne biçim Dünya,ezen ezene,
Zulüm başa geçmiş vicdan perişan,
Lanet olsun böyle çarpık düzene,
Küfür iktidarda,zaman perişan.
Kimi balayında,Paris yolcusu,
Gölbaşına varam dedim
Varam yari görem dedim
Siyah perçem tel tel olmuş
Beliğini örem dedim
Şu dünyada seyran oldum
Bulunmaz eşi Antebin.
Mertliğine hayran oldum
Bulunmaz eşi Antebin,
Dik durur başı Antebin
Bir dilber ki; şirin mi, şirin.
Selvi boylu, taze fidana benzer.
Gülüşü, bakışı cıvıl cıvıldı.
Ahu gözlü, körpe ceylana benzer.
Neler hayal ettim, neler düşledim,
Ahmakça davrandım, boşa dolandım.
Aslını sorarsan hata işledim;
Kispû kârdan uzak işe DOLANDIM.
Mazlumu, mağduru aldım indime,
Zalim nefsim gayri bırak yakamı,
Senden uzak olan Hakka yakındır.
Ne mevkii isterim ne de makamı,
Senden uzak olan Hakka yakındır.
Sana uydum neler geldi başıma,
Sarıldıkça hançer vurdum döşüme.
Ayrılalı yıllar oldu
Dost, ne zaman döneceksin?
Yüreğime hicran doldu,
DOST ne zaman döneceksin?
Hiç gülmedim sen gideli,
Devletli sultanım, sayın efendim;
Ne olur, durdurun şu akan kanı.
Neme lazımlıktan, cayın efendim.
Ne olur durdurun, şu akan kanı.
Yaylasına vardım, duman çıkıyor.
Bizim köyden biri, adı Durmuş’tu,
Perişandı, açtı Durmuş Dayımız.
Yetimdi, öksüzdü, felek vurmuştu,
Kırk yıl ekti, biçti Durmuş Dayımız.
Erkenden kalkar, dağa giderdi.
Etliye, sütlüye karışma oğul,
Yaranmak istersen; dürüst ol yeter.
Namuslunun nasıl ezildiğini,
Öğrenmek istersen; dürüst ol yeter.
Rahatın, konforun çok gerisinde,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!