Ey sonsuz merhamet sahibi olan Allah’ım,
Yorgun düşen kalbime şifa, umudunu kaybeden ruhuma huzur ver.
Taşıyamadığım yüklerin altında eziliyorum, dayanacak gücüm kalmadı.
Sen ki her şeye güç yetiren, dualara icabet edensin,
Lütfen bana sabır, dayanma gücü ve aydınlık bir yol göster.
Bazı sevgiler vardır, yan yana olmayı kaldıramaz. Fazla yakınlık, o sevginin büyüsünü bozabilir. Uzaktan sevmek, belki de en zarif halidir aşkın. Çünkü uzakta kalmak, hem özlemi diri tutar hem de kalpteki duyguyu korur.
Yaklaştıkça eksilen, beklentilerle yıpranan ilişkiler gördüm. Ama uzaktan sevmek… İşte o başka bir şeydir. Karşılıksız bir iyilik gibidir; hiçbir talepte bulunmadan, sadece sevdiğin için sevmektir.
Uzaktan sevmek, hayal kırıklığına yer bırakmaz. Her şey olduğu gibi kalır; ne eksilir ne fazlalaşır. Seni yoran yanlış anlaşılmalar, tartışmalar, kırgınlıklar yoktur. Sadece saf ve temiz bir his kalır geriye.
Bazen hayat, üstümüze yüklenen ağır bir battaniye gibi gelir. İçimize sığmayan duygularla boğuşurken, kalbimizin derinliklerinde yankılanan fırtınaları susturmak zorlaşır. Ama üzülme, çünkü her yağmurun ardından güneş doğar, her karanlık gecenin ardında aydınlık bir sabah gizlidir.
Gözyaşların, senin içindeki o derin denizin bir parçası. O deniz ki, bazen kabarır, bazen durulur. Unutma, gözyaşları sadece acıyı değil, aynı zamanda iyileşmenin de habercisidir. Onlar, yüreğindeki yükleri hafifletir, içindeki karmaşayı düzene sokar.
Kendine zaman tanı. Kalbini dinle, ruhunu sar. Kırık dökük hissettiğin anlarda bile, içinde gizli bir gücün olduğunu hatırla. Her bir yara, seni daha güçlü ve bilge yapar. Her bir gözyaşı, daha derin bir anlayış ve empati doğurur.
Üzülme. Hayat bazen beklediğimiz gibi gitmez; insanlar değişir, sözler yarım kalır, hayaller paramparça olur. Ama bu, kendine yük etmen gereken bir şey değil. Her kayıp, her yarım kalan hikaye, aslında seni sen yapan parçalar. Seni güçlendiren, sana kendini yeniden hatırlatan şeyler.
Üzülme, çünkü içinde taşıdığın güzellik, kimsenin söndüremeyeceği kadar güçlü. Bazen kendini yalnız hissedebilirsin, sanki kimse anlamıyormuş gibi gelebilir. Ama unutma, bu yolculukta yalnız değilsin. Hepimizin içinde iyileşmeyi bekleyen yaralar var, ama zamanla hepsi bir bir kapanır.
Üzülme, çünkü her karanlığın sonunda bir aydınlık vardır. Yaşadığın her zorluk, sana yeni bir şey öğretir, yeni bir pencere açar. Kendi değerini, gücünü hatırla. Yaşadıkların seni eksiltmedi; aksine, seni daha dayanıklı, daha anlayışlı biri yaptı.
Hayat sana bazen kapılar kapatacak, bazen de yollarını daraltacak; ama unutma, hiçbir engel senin inancından daha güçlü değildir. Pes etmek kolaydır, ama vazgeçmeyen kalpler, bir gün kendi ışığını mutlaka bulur. Hedeflerine ulaşmak için sabırla yürümelisin; çünkü acele edenler çoğu zaman yolun güzelliğini fark etmeden geçip gider. Yorulduğunda durabilirsin, ama geri dönme; bir adım da olsa ileri git, çünkü ilerlemek seni diri tutar. Unutma, düşmek kaybetmek değildir, asıl kayıp, ayağa kalkmamaktır. Her zorluk sana yeni bir ders getirir; her yara, seni biraz daha güçlü kılar. Ve bil ki, kendi yolunda yürüyen insan, sonunda huzura ulaşır. O yüzden korkma, dene, yanıl, öğren ve devam et; çünkü vazgeçmeyen bir yürek, en sonunda istediğini mutlaka bulur.
Vedalar bana hep eksik bir şeyler bıraktı. Sanki tamamlanmamış bir cümle, yarım kalmış bir hikâye gibi. Ne kadar hazırlıklı olursam olayım, veda etmek hep bir yara açtı içimde.
Kimseye hoşça kal diyemedim tam anlamıyla. Her veda, kalbimin bir köşesini alıp götürdü. İnsan bazen gitmeyi değil, kalmayı ister; ama hayat herkesi aynı yerde tutmaz. Zorunlu ayrılıklar, mecburi mesafeler… Hepsi birer veda değil mi zaten?
Vedalar, geçmişin ağırlığını taşır. Ne kadar güzel anılar biriktirmiş olursan ol, son bir bakış, son bir söz, her şeyi altüst eder. Çünkü veda, yalnızca insanları değil, hayalleri de ayırır.
Bazen biri çıkar hayatından, sessizce… Ne bir açıklama bırakır ne bir veda. Sadece gider. Ve sen, elinde hiçbir neden olmadan kalırsın olduğun yerde. Sorgulamakla geçer günlerin; neyi eksik yaptım, nerede hata yaptım diye. Ama cevap yoktur… Çünkü bazı insanlar, kırdıklarını bile fark etmeden giderler. O yüzden en çok onlar kalır aklında. Çünkü tamamlanmamış hikâyeler daha çok can yakar. Gözlerinin içine son kez bakamamak, son sözü duyamamak, son sarılışı hatırlayamamak… Hepsi içini kemiren bir boşluğa dönüşür. Ve sen zamanla öğrenirsin: Bazı gidişlerin cevabı yoktur, sadece kabullenmesi vardır. Ama unutması asla… Çünkü vedalaşılmadan giden birini, hiçbir zaman tam anlamıyla geçmişte bırakamazsın. O hep yarım kalır bir köşede… sen ne kadar bitirmeye çalışsan da.
İnsan ne kadar haklı görünmeye çalışsa da, ne kadar yanlışlarını saklasa da, vicdanın önünden kaçamaz. Çünkü vicdan, en tarafsız hâkim, en dürüst mahkemedir. Kendi içindeki bu sessiz yargıç, seni ne alkışlarla yüceltir ne de bahanelerle affeder.
Vicdan, insanın ruhunda yankılanan bir ses gibidir. Bazen gecenin karanlığında uykunu böler, bazen bir kalabalığın içinde seni sessizleştirir. Seni en iyi tanıyan, kimsenin görmediği yanlarını bilen odur. Ve onun önünde tüm maskeler düşer.
Yaptıklarınla yüzleşmek, söylediklerini tartmak, sustuklarını hatırlamak… İşte vicdanın karşına çıkardıkları bunlardır. O yüzden, bu mahkeme kimine huzur verir, kimine ise en büyük yükü.
Her şeyden önce, vicdanının huzurunu kaybetmediysen, hiçbir şey kaybetmiş sayılmazsın. Bazen insan her şeyi doğru yapar; inandığı gibi yaşar, doğruluğun peşinden gider. Ama yine de bazılarının gözünde hatalı olur. Ne yaparsan yap, herkesi memnun edemezsin. Ve bu aslında hayatın gizli güzelliğidir; çünkü gerçek huzur, başkalarını değil, kendini tatmin edebildiğinde gelir.
Vicdanının seninle konuşmasına izin ver. Çünkü en saf rehber, kalbinin içinde saklıdır. İnsan bazen yolda yanlış kişilere rastlayabilir, hayal kırıklıkları yaşayabilir. Fakat bunların hiçbiri, doğru yolda yürüdüğün sürece seni yoldan alıkoyamaz. Kendini eleştir, ama yıpratma. Dürüst ol, ama acımasız olma. Ve her şeyden önce, vicdanının rahat olduğu sürece, hayat sana her zaman huzur verecektir.
“Yanındayım” diyen gitti… Hem de en çok ihtiyacım olduğunda, en çok tutunmaya çalışırken. Güvendiğim omuz boş kaldı, beklediğim ses hiç gelmedi. Meğer herkes “yanındayım” derken, sadece iyi günler için oradaymış. Zorlaşınca yollar, ağırlaşınca yükler, birer birer döküldü hepsi. En çok da gitmeyeceğini sandıklarım, en sessiz şekilde yok oldular. Şimdi geriye kalan ne mi? Sahte sözlerin bıraktığı izler… Ve bir de suskunluğun içinde büyüyen o soğuk yalnızlık.
Anladım ki, herkes yanında olurmuş… Ama sadece güneşliyken havalar. Yağmur yağınca, fırtına kopunca, herkes kendi çatısına kaçarmış. O yüzden artık kimseye "gitme" demiyorum. Giden, zaten kalmak istemeyendir. Kalanın ise söze ihtiyacı yoktur. Çünkü gerçek bir "yanındayım", zor zamanlarda belli olur… Ve gerçek dostluk, en karanlık anlarda bile elini bırakmayandır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!