Bu sözler karanlığıma yetmedi, biliyorum.
Sen yoksun, inan, tek başımayım.
Bir de yanımda olmak isteyen isteksiz nefesler…
Örümcek gibi ördük ömrümüze birbirimizi.
Seneler, yıllar... Senin olsa ne yazar?
Yıldızlar katına yükselseydim eğer
Anlatacağım yine senin yüzündür.
Uyumuş olabilseydim eğer,
Senin olacağın yer yine hülyalarımdır.
Her yanım tam olsa da yarım kalmışsam senin yüzünden,
Fotoğrafının önünde durdum
Gönlümde sayısız delik açtı hasret
Sessiz sessiz ağladım
Kimseye açamadım seni, anlatamadım anlamazlardı
Şiirler hep seni anlatır
Yollar hep sana çıkacak gibi uzardı
Sonu olmayan yollarda kaybolduk biz.
Suçlamadan da sevebiliyormuşuz,
Ağlamadan da âşık olunurmuş başka gözlere.
Başka göğüslerde buruk nefesler tutabilirmişiz...
Ben hep çok çok öğrendim ondan,
Üstünü kapatamadığım
İçimdeki dalgalarla savruldum.
Kapatamadığım her yaranın yükü omuzlarımda kaldı.
Her türlü hicranın altında kaldım.
Yalnızken suret buldum.
Biz birlikteyken hiç kar yağmadı kirpiklerimize.
Renksiz hayaller, gerçek olur mu sence?
Öyle kilitliyim, öyle sessiz işte,
Yüz bin gecelik bir hasret kapısının önünde.
Sessizlikten başka çığlık var mıdır?
Günü gelir, seni de yakar bu aşk.
Öylesine söylenmiş bir söz ya da bir çift göz...
Daha çok vakit varken, mümkün mü anlaman?
Henüz keşfedilmemiş yerlerde, tekrar tekrar sana âşık oldum.
Saçlarım sonbahar yağmurlarında can verirken,
O, parmaklarımın arasına “sevgi” yazdığım küçücük anlarda yaşıyor;
Nefes alırken baş harfi fısıldıyor içime.
Ağladığımda gözümde,
güldüğümde dudak kenarımda gizli
Sustuğumda kalbimde,
konuştuğumda aklımda.
Kim dersin buğulu camında?
Hani beceriksiz, biraz sakar,
Kim dersin buğulu gözlerindeki adam?
Hani yaralı, biraz yorgun.
Hani var ya, tutamazsın kendini,
Yokuş çıkıyor,
Karanlık, dipsiz bir sokakta ay ışığı arar gibiyim.
Düzen yok; düzen, onların el değmez saltanatı.
Koltuklar ısıtır buz tutmuş camlarını.
Camın ardında soğuktan donmuş bir millet var, ama ne gam...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!