Çorum'da 1994 yılında dünyaya gelen yazar, hayatın tüm zorluklarına şiirle meydan okuyan güçlü bir kalemdir. Kökenleri Moskova’ya uzanan bir ailenin çocuğu olarak doğduktan kısa bir süre sonra yalnız bırakılmış ve çocukluğunu, kendisini büyük bir sevgiyle büyüten babaannesinin yanında geçirmiştir.
?Babaannesinin vefatının ardından hayat mücadelesine Ankara Atatürk Yetiştirme Yurdu ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda devam eden yazar, erken yaşta tanıştığı bu derin hüzün ve yalnızlığı edebiyatla harmanlamıştır. Çocukluğunun acı tatlı hatıralar ...
ANNEM
Gitmenin vakti gelmişti artık.
Bu şehire fazla olduğumun farkındaydım...
Gitmeden önce kafamı sonkez kaldırdım, baktım bu koskoca beni almayan şehire.
Ne anılar biriktirdim ama çoğu acı...
Gecenin karanlığındayım annem,
Ayın yatağıma düşen ışığı
Sessiz bir “merhaba” gibi değiyor yüreğime.
Gidişinin ikinci yılı…
Hâlâ yokluğuna alışamadığım o yerdeyim.
Sensiz geçen bir bayram sabahına
Uyanıyorum bugün, annem.
Eskiden olsa bayramlıklarımı giyer,
Sofranın başına otururdum;
Şimdi ise ranzamdan kalkıp
Boş duvarlara bakıyorum,
Yağmur, sessizce düşüyor eski bir sokağa,
Bir çay soğuyor cam kenarında, zaman yavaş.
İçimde adı konmamış cümleler var hâlâ,
Hepsi senden kalan, hepsi biraz telaş.
Beklemekten biraz bezmiş ben var aslında,
Bir kadın sevdim…
Saçları, esen rüzgâr gibi dalgalı,
Her teli ayrı bir ömür taşıyan.
Gözleri masmaviydi;
Öyle bir mavi ki, içine bakanın geçmişini bile temizler sanırdın.
Ben o gözlerde kayboldum,
Güneş çekilirken sahilin asude sessizliğinden,
Bir tebessüm belirir simanda, en derin gizlerinden.
Sen gülünce kâinat, bir gül bahçesine döner;
Zaman durur, hırçın akan nehir diz çöker.
Bakışların ki bir istiare gibi derin ve kapalı,
Gri binalar yükselirken göğe doğru,
Yerdeki karıncanın hakkı kayboldu.
Gecekonduda demlenen bir bardak çayın verdiği huzuru,
İnsanlar artık kafelerde yabancı isimlerdeki içeceklerde arar oldu.
Komşunun kapısı sürgülü, gözü ekranda,
Kaç mevsim geçti, hasretin her gün arttı,
Bu yetimhane her gün sensizliği anlattı.
Gözümden bir damla yaş daha aktı,
Bir kez bile silmeye gelmedin anne...
Yatağım soğuktur, üstümde örtü,
Saat tam on beş on beş, günlerden yine o lanet pazartesi,
Aynı park, aynı bank, elimde kurumuş bir gülün dikeni.
Zihnimin içindeki fısıltın, bastırıyor şehrin tüm sesini,
Gelmeyeceğini bildiğim halde, bekliyorum o güzel gölgeni.
Nefret ederdim bu günden, "Seveceksin" demiştin gülerek,
Düştüm düşeli şu gurbet ellere,
Ne beni anladılar ne sordular,
Kavruldum da boyun eğdim küllere
Ne bundan usandılar ne durdular
Bir yabancıydım girdiğim her yerde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!