1994 yılında Çorum’un mütevazı topraklarında dünyaya gelen Anıl Şen, acılarla yoğrulmuş çocukluğunu kelimelere dönüştürerek edebiyat sahnesine adım atan bir isimdir. Uşak Üniversitesi Besyo'dan mezun oldu.Ayrıca şairimiz gresun ünüverstesi'nde muhasebe ve vergi uygulamaları bölümünü de bitirdi. Henüz hayatın ne olduğunu çözmeye çalıştığı yıllarda, babannesinin vefatıyla derin bir boşluğun içine düşmüş ve bu kayıp onu bir süre yetimhanenin sessiz duvarlarıyla baş başa bırakmıştır.
Bu yalnızlık, onun için bir bitiş değil; şiirin kapısını aral ...
ANNEM
Gitmenin vakti gelmişti artık.
Bu şehire fazla olduğumun farkındaydım...
Gitmeden önce kafamı sonkez kaldırdım, baktım bu koskoca beni almayan şehire.
Ne anılar biriktirdim ama çoğu acı...
Gecenin karanlığındayım annem,
Ayın yatağıma düşen ışığı
Sessiz bir “merhaba” gibi değiyor yüreğime.
Gidişinin ikinci yılı…
Hâlâ yokluğuna alışamadığım o yerdeyim.
Sensiz geçen bir bayram sabahına
Uyanıyorum bugün, annem.
Eskiden olsa bayramlıklarımı giyer,
Sofranın başına otururdum;
Şimdi ise ranzamdan kalkıp
Boş duvarlara bakıyorum,
Yağmur, sessizce düşüyor eski bir sokağa,
Bir çay soğuyor cam kenarında, zaman yavaş.
İçimde adı konmamış cümleler var hâlâ,
Hepsi senden kalan, hepsi biraz telaş.
Beklemekten biraz bezmiş ben var aslında,
Bir kadın sevdim…
Saçları, esen rüzgâr gibi dalgalı,
Her teli ayrı bir ömür taşıyan.
Gözleri masmaviydi;
Öyle bir mavi ki, içine bakanın geçmişini bile temizler sanırdın.
Ben o gözlerde kayboldum,
Güneş çekilirken sahilin asude sessizliğinden,
Bir tebessüm belirir simanda, en derin gizlerinden.
Sen gülünce kâinat, bir gül bahçesine döner;
Zaman durur, hırçın akan nehir diz çöker.
Bakışların ki bir istiare gibi derin ve kapalı,
Gri binalar yükselirken göğe doğru,
Yerdeki karıncanın hakkı kayboldu.
Gecekonduda demlenen bir bardak çayın verdiği huzuru,
İnsanlar artık kafelerde yabancı isimlerdeki içeceklerde arar oldu.
Komşunun kapısı sürgülü, gözü ekranda,
Sesin bana bir melodi gibidir,
Seni dinlemek içime huzur verir.
Konuşman, mutluluğun en saf hâlidir;
Benim Eftelyam… güzel yârim…
Kaç mevsim geçti, hasretin her gün arttı,
Bu yetimhane her gün sensizliği anlattı.
Gözümden bir damla yaş daha aktı,
Bir kez bile silmeye gelmedin anne...
Yatağım soğuktur, üstümde örtü,
Düştüm düşeli şu gurbet ellere,
Ne beni anladılar ne sordular,
Kavruldum da boyun eğdim küllere
Ne bundan usandılar ne durdular
Bir yabancıydım girdiğim her yerde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!