Ne sokaklarında insan var, ne sokak var bu şehirlerinde
üstünde yürüyen ceset, bedenler var! İçleri boş...
Tepem de dikilme bir fener gibi, sersem olup bırakılan avare
akıl mı var! Bıraktın mı? Yürek bitmiş, ortalık kaynıyor!
Her köşesi sapa,
günahlar yürüyor. Sevaplar azapta, adam bitmiş!
Ben!
Çiğ dökerim gözlerimden; senin çimen tenin de baharı müjdeleyen, benden duygu duygu filizlenesin diye.
Ben!
Zehrederim kendime, bulut gibi toplanır boşalırım zemheri, yüreğinin kuraklığına. Sen, üzülme diye...
Sen!
Bir çiğe muhtaç baharın gelişine sevdiğim
Böyle boylu boyunca uzanan bir ceset için
her şey denebilir!
Adiydi mesela, alçaktı...
Tipi için lanet okunabilir
sırf cevap veremediği için
boylu boyunca yatan bir adama.
Anlamak istemez yüreği insanın
Aklı karışık, her parça bölünmüş.
Hangi gün olsa fark etmez gelişi
Oluşuna anlam bulamaz yıkılışın!
Zaten yalan değil yaşanan bir hiçse
Hangi söz varır çıkınca ağızdan!
Yaşam, bir anomali değilse eğer;
niçin uyutuluruz her gün, niçin uyunur?
Ve akıl kabiliyetinin hataları noksanlık
değil de
yüzde üçüyle dahi olunuyorsa;
yüzde yüzü isteriz, neden bu yoksunluk?
Umursamazlığın kimliği eşkâle girdi geceden
bir tutuklu düşünün hüveyitsiz adımları.
Kırıkların can içi, uzaklara sürgün yüreğinden
damgalı bir katil, aşkından sabıkalı,
gözü karanlık ve yüreği güller içinde
bir sızıntı haliydi camda terlemiş.
Kendini keşfetmemiş olan,
varına can niye arar?
Varlığına anlam koyamamışın,
can'a gidecek, haddi mi var?
Bırak yün kıldan topaç olsun,
dokunacak ip'i mi var?
Yine geldi döndü bahara dünya
Her şeye bir el şefkatiyle dokundu
Ve tozu serpilmiş buluttan cennetin kokusu
Gölgesine bulanmış bu cehennemin
Üstüne can gibi oturdu.
Oysa şikâyeti olmadı hiç toprak vermeye nail
Şimdi plesantly şakıtmaksa dil işi;
ben martıyı seçerim denizin üstünde.
Pruvalara yakın seyir eden kanatların
aşkına bakarım, köpüren denize!
Öyle mahreç olmuş ilgiler ne ki
ben sarnıçlarını severim o yüreğin.
Bir is gibidir başında, Pompei patlamış gibi
Zehirli ateş bulutlarına dolanmış siyah saçların.
Gözlerinin rengine ey yar! Saldırır ateş ve kül
Griye vurur can tende, teninde ki can benim!
Öfkemin ta zirvesinden ırmakları ateş saçan.
Dikili tonlarca o taştan lahitleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!