Yapma" düşüncenin ihtarıyla iniyorum durgun eşiklerden.
Çiçekleri oyalıyorum, güneşi tırpanlayarak.
Tümsekten çıkar çıkmaz karşımda dinelen,
Bu yoksulluk ve avareliğin selamını alarak ilerliyorum.
Beni rüzgar mazrufladı, durgun suya zarf kaldı özlemlerim.
Bana varana kadar teşekkür eden,
50 dolar ve aşkın yüzünden değil, 50 dolardan...
Bütün saflıklar, saçı uzun bir delikten aşağı iniyor.
Mert ve mesnetsiz belaydı, eski kapı gıcırtısı;
Bodrum katta Meryem, çarmıhta İsa.
50 doları olmadığı için keşke ölseydi İsa.
Çünkü günahsızdı, çarmıhta değildi hâlâ.
Yarım gerçeklerle savaşan umudun askerlerini vurmak
Köksüz vasıf üreten öz isyanlar ve öz inkarlar
Ruh devrimi yaşamış ateş, aynlar için de yanarak
Dalında bülbül öten baharları
Öz yurdundan kovuyor yaralar
Sıcak bir evde, tavana vuran sobanın alevindeki seslerin ne kadarı benim payımdır?
Çay ocağında, buz gibi havada, duvara rutubetle yükselen bu hasrette ben neredeyim?
Buz gibi havada kafasını öne eğmiş;
Sinirden, sıkıntıdan içten içe söylenen o "neden", benim.
Akşam olunca, sobalar yanmaya başlayınca, patatesler fırına verilince,
Herkesin anası evladını aramaya çıkınca...
Kemikleri sızlatan suskunluk ve kemiği etinden iğrendiren gri karanlıkla demlenen aile.
Kapıların ardından geriye yas kaybı yaşayan, yalnız, hiç giyilmemiş bir bahar ve gözlerine değmeyen, hiç gidilmemiş, jiletten keskin, sigara kağıdından ince yollarda...
Aile ölü doğmuştur saçları rüzgara karşı savrulmayan evlerde.
Sırrı kanamıştır katıksız yenen yufka ekmeğin yüreğinde ve...
Sevilay, Sevilay ah Sevilay söylenmeden,
Seven...
Dağınık oda
Köşeler loş, beyaz yatak ölmüş, yorgan ölmüş
Uykulaşan rüyalarımı kaldırır devremin tabuttan eşyaları
Yabancı mahremiyet, kamuya açık kin, açık kapalı
Ben polis ve şehrin bilinç altı peşim de
Yok imkan da modern imkansızlık da
Üstü kapalı sözlerime ağlar bir mısra
El kızı, ahın kızı, acının kızı, acımamıştı
Kendini dölleyen yalnızlığımaydı
Bu sövgülü saygı
Çıkınından çıkar hal, kahveye söz olmak için
Gözleri vardır ayrılıkların
Gözler yollarını, anıların
Yaşamak manifesto, yaşandı fiş ve yaşanmadı fatura
Geçmiş geçmişte kaldı, yaşamadıklarımızın faturasıdır umudumuz
Dil, din, ırk düşünce fark etmeksizin neyi fark ettik
Neydi bütün değerlerin üstünü çizip
Yerine yazdığımız zeka
Ben ismet özel değilim
Yaşamın için de ve ölümün kıyısında oturuyorum
İsimsizim, ölülerle şiirde
Öleceklerle de şairken konuşurum
Şiirle şairliğim arasın da yaralarım var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!