Yine yazmak geliyor içimden, dökmek istiyorum duygularımı mısralara...
Sevdiklerime sevdiğimi söyleyebilmek, haykırmak, istiyorum...
Bir gün olur da söyleyemezsem, susarsa dillerim, konuşamazsam ya...
O yüzden söylemeliyim dilim dönüyorken, yazmalıyım elim kalem tutuyorken, haykırmalıyım seni seviyorum diye.... Tüm sevdiklerime, sevenlerime...
yine oldu, olmaz dediğim sabahlar
günaydın demek bile yeter dediğim an' lar
yalnızlık ve karanlığın bittiği aydınlıklar
günaydın, şafak vaktim günaydın benim...
derken, akşam oldu yine, sensiz, hüzün dolu..
Korkuyorum, nedense korkuyorum bugün,
Telefonun kapalı diye, korkuyorum.
Ya da açmazsın diye.
Korkuyorum konuşmazsın, konuşamazsın diye.
Korkuyorum işte, sokağından geçmeye,
Korkuyorum, pencerene bakmaya,
Sevgili yavrum;
Bugün 21 ARALIK, bütün gün seni düşündüm, ilk göz ağrımdın sen, evlat sevgisini sende tatmıştım oysa, ama nedense, sana doyasıya sarılamadığımı, koklaya koklaya öpemediğimi, ellerinden tutup gezdiremediğimi, yeteri kadar ilgilenemediğimi, seni annen kadar, işim kadar hatta seni seni kardeşin kadar sevemediğimi düşünebilirsin...
Haklısın elbette, sana sarılamadım, öpemedim, ellerini tutamadım, ilgilenemedim, baban olmadan önce hiç baba olmamıştım ki, baba nasıl olur sende öğrendim, benim de bir babam vardı, anam gibi sarılmayan, öpmeyen, ellerimden tutmayan, ilgilenmeyen, derslerimi, okulumu sormayan, ama sevgisinden emin olduğum, hayran olduğum, çok çalışkan, dürüst ve şerefli insan...
Bu gün sana sarılmak, koklamak, öpmek, ellerini tutmak istedim ama yine yapamadım, söylemek istediklerimi yine söyleyemedim, yazamıyorum bile...
Buradan, haykırarak, sana benim için ne kadar farklı olduğunu, adam gibi adam olduğunu söylemek istedim. Annen gibi, kardeşlerin gibi sen de benim hayatımdaki en önemli insansın. Sen mükemmel bir çocuksun. Seni seviyorum!
Kalem var, kağıt var, okumam yazmam da var...
Sanırım kelimeler tükendi, duygularım köreldi..
Künefe de çekmiyor canım artık, bol fıstıklı..
Yanında sevdiklerin olmayınca, uzaklarda bile olsa... 20.03.2013
Üç kardeştik, Seldiren diye bir dağ köyünde, kaçak odun ve kömür yaparak ve satarak bizi büyütmeye çalışan babamın, haram ve kaçak bir işi yapmamak için bizi Antakya ‘ya, zaten ne olduğunu sonradan öğrendiğimiz mutfağı ve banyosu olmayan, hepsi bir oda olan bir eve taşıdığında…
Babam bir un fabrikasında günde 16 saat çalışıyordu, arada bir görüyorduk babamı, bayramı, pazarı yoktu zaten, öyle bize sarıldığını, öptüğünü, kokladığını da görmedim hiç, ramazan ve kurban bayramlarında sabah 2 saat geç giderdi işe de elini öyle öperdik…
Sonra iki odalı bir gecekondu yaptı bize, sonra bir mutfak, iki oda daha ve bu arada 3 kardeşim daha olmuş, bir kız kardeşim ise vefat etmişti…
Bu arada babam hep çalışıyor, asgari ücret tutarındaki maaşıyla bir yandan bizi okutmaya çalışıyor, bir yandan da evimize eklemeler yapıyordu, korkudanmıydı, sevdiğimizden mi bilmem çekinirdik babamızdan, saygıda kusur edemezdik, zamanla biz de çalışmaya yardım etmeye başladık elimizden geldiğince…
Yıllarca babamda izlediğim bişey vardı; yemeğini evden götürür, evde ne varsa, bazen artık bir aş, bazen soğan, domates, tuzluyoğurt, çökelek…
Boş da gelmezdi çoğunlukla eve, sebze haline uğrar, ucuz ne bulursa alır, en az 3-5 km yolu omuzunda yükü, yürüyerek gider gelirdi..
GİTMEDİN...
Gitmedin, ceylan gözlüm gitmedin, sen gitmedin, gidemedin...
Gitseydin, gök mavi, güneş parlak olur muydu hiç?
Rüzgar ismini fısıldarmıydı hiç kulaklarıma,
Denizlere Rahmet yağarmıydı, Gül' ler sen kokarmıydı hiç...
Ve ben yazabilirmiydim acaba?
Gittin ya...! Yollarına baka kaldım
Yıkıldı hayallerim, ve düşlerim yokoldu ardından...
Gidemedim bile ardından ama kanıyor şimdi dizlerim...
Sağ yanım tutmuyor ama, Sol yanımdaki yerin sımsıcak hala...
Gittin ya.. Bil ki ölmeden öldürdün beni..
Bilmem sözler anlatırmı gidişini,
Susuyorum....
Baktıkça susuyorum, gördükçe susuyorum..
Okudukça, yazdıkça, düşündükçe susuyorum..
ağladıkça, güldükçe, hak'ka yürüdükçe, sustukça susuyorum...
içim yanıyor ya, susuyorum..
susmasam nolacak ki en iyisi susmak diyorum....
15 Ocak 2004 yılı Yalova A.K.V. Çocuk Yuvası müdürlüğü yapıyorum,
Eşim İnci Yurdakul 'da o gün çocuklarla ilgileniyor her zamanki gibi,
Öğle sonrası işime dalmışım,
Birden Derya kızım müdür baba evimiz yanıyor diyerek bağırmaya başladı, yerimden fırladım,
Yeşil eve daldım, yangın havası da var evde,
Yangın söndürme tüpünü alıp daldım yangın olduğunu sandığım salona,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!