Karacahmet uykuların kaçırır,
“Kör bir çocuk acep nasıl geçinir,”
Üç telli bir dut ağacı getirir,
O zamanlar sazı çalmaz Veysel’in.
Molla Hüseyin’den aldı ilk dersi,
Bir sır’dır ki bu çözülmez,
Dizsen sıraya düzülmez,
Böyle bir aşk hiç görülmez,
Gülüm senin olamadım.
Ferhat dinlemez Fermanı,
Ne oldu da neden öyle,
Çekip gidiyorsun söyle?
Hasret ile beni böyle,
Koyup gitme ne olursun.
Sen koyuyon tek başıma,
İki erkek evladıyız,
Dokuz başlı horantanın.
Biz vatanı sevdalıyız,
Can kurban can’lar vatanın.
Bir silah benim elimde,
Toprak susuz olmaz yağmur bulutsuz,
Sevda od’suz yanmaz tüfek namlusuz,
Ayrılacak olan olsun namussuz,
Sen bana tutsaksın ben sana mahkum.
Söylesene dağ topraksız olur mu?
Yolsa yolun ben sonuna,
Geldim saptım o koluna,
Ben Allah’ın hak yoluna,
İmanımla dümen kırdım.
Bu Allah’ın hiçbir kul’u,
Mersin’in Mut ilçesinde,
Yaşarız biz Gümeliyiz.
Doksan köyün hanesinde,
Güleriz biz Gümeliyiz.
Akdeniz İç Anadolu,
Öyle masum öyle sade,
Gönül gönlü razı ede,
Sun da içem bir tas bade,
Yar elinden yar elinden.
Nasıl yaktı bilmem özü,
Kırmızı helvama bin tat,
Tat verirsin yer fıstığı
Özelliğin ayrı bir ad,
Ayrılırsın yer fıstığı.
Kadayıfı tel tel açsam,
Ecdadı Türk, Şatıroğlu’dur soyu,
Karacoğlan Yunus’a çekmiştir huyu,
Tuna’yı andırır gönlünün suyu,
Gönüllere dolan taşan Veysel’in.
Ali ağa çadır kurdu alana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!