Başımda estikçe mazinin yeli
Aşkımın tufanı o çılgın seli
İsyankâr nağmelerin yorsa da beni
Bir gün yüreğimden çık git demedim.
Sineme koyarken sevda ateşini
Sevdiğin gelin olmuş gitmiş diyorlar
Şimdi taş basıp bağrına, ağlarsın gönül
Beyazları eller için giymiş diyorlar
Şimdi isyan edip çağlarsın gönül
Dikip gözlerini kararan ufuklara
Ben ağlamam artık senin derdine
Seni gören şu gözlerim ağlasın
Ben yanmam artık senin derdine
Seni unutmayan yüreğim yansın
Derdim demedin bir gün benim derdime
Aşkımın tarifini şu yüce dağlar
Kalbindir Duygu’m yalçın kayalar
Çektiğim özlemi yağan yağmurlar
Damla damla düşerken anlatsın sana
Aşkımı deşse de kalem, kağıtlar
Gönlümde sırdın, duymayan kalmamış seni
Yar aşkın dillere düşmek gibidir
Anlatsam dinlemez kimseler beni
Yar aşkın âleme masal gibidir
Hatıralar yıllardır bırakmıyor peşimi
Adı yoktu sensiz geçen günlerin
Ahbabıydım güldürmeyen hasretin
Bu aşk romanında, bitmeyince özlemin
Aşkına kaderim deyipte geçtim
Gönüllü tutsağınım, bu aşkta senin
Pervaneler anlatır koşarken alevlere
Martılar çığlık çığlık haykırır denizlere
Her aşk bir türlü gelir de dile
Aşkın anlatmaya gelmiyor Duygu
Belki on, belki yüz, belki bin kere
Kışa cevirdin gönlümün mevsimlerini
Karlar yağdırdın gönül dağıma
Kapladı her yeri hicran sisleri
Çığlar düşürdün masum sevdama
Kök saldı kalbimde yılları ümitleri
Sevdanın rengi uçmuş gözlerin terazisinde
Beni sana kul köle eden ayrılık değil mi?
Kandıkça şaşkın gözlerim yalancı çehrelere
Başlayan şu sevdanın sonu ayrılık değil mi?
Kavuşunca sakın biter sanma ayrılık
Bu gece mazinin kalemini kırdım
Karanlıklar infazını yapacak bugün
Anıların kalbine bir kibrit çaktım
Geçmiş kül olup yanacak bugün
Kalmışsa eğer senden bir sayfa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!