o bir türkü
bir iz sürme,
tamamlanmamış bestede
yarım kalmış cümlede
kahverengiye dönmeye direnci yeşilin
bahar yağmuru, yüreğin korunu dağlayan
Vurgunlara ipotekliydi geleceği
ustacaydı sopanın vuruşu
fırladı birden sadık bir köpek gibi
verilen falsoya uydu
vurdu başını bir, iki
döndü bir süre
Sevildiğine inanıyorsan
İsterse hükmünü sürsün kara kış
Fırtınalar alt üst etsin toprağı
Çelik bir yelekle korunursun
Kurşun işlemez
Kötü değildi niyetimiz
Anlaşmak içindi dil
El ele vermek içindi bayrak
Peki ama
Aynı salıncaklarda büyütmedik mi çocuklarımızı
Kızışıyor kör kapılar gerisinde
sönmek için yola çıkmış kireç dağları
Dolaşıyor can sıkıcı bir akvaryumun
Ilık sarı sularında uyuşuk
Düşünce balıkları
Bir kavuşma anında çıkıp gelir bazen
Hazırlıksız yakalar sizi
Yaşamın en büyük dersi
Tutukluluğumun üçüncü yılı
İlk kez kollarımın arasına alacağım kızımı
Bir pergelin ayakları gibiydik
Pervanesiydik birbirimizin
Kâbe’siydik
Ben sınırları çizdim
Sen yükü çektin
Dokundu güneş gibi
gün döndü sehere durdu
Çiğdi soğuya geldi
ağardı kırağı oldu
Aklını çelen yalancı baharlardı
Bastırılmaya alışık
Açığa çıkmaya muhtaçtı duyguları
Bir sabah baktı kara buğu dağılıyor
Ilık nefesiyle okşuyor başını geleceğin taşıyıcısı
Şurada bir hasır olurdu
üstünde kilim
Betonda asma yapraklarının oynaşan gölgesi
Duvarın üstünde esneyen tembel bir kedi
Ya kese kâğıdı çirişler
ya bir şeyler ayıklardı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!