Hani çocukluğumuzda bize anlatılan bir su perisi masalı vardı.
Su perisi sevgi doluydu. Herkesin yardımına koşardı.
Hatırlayın saçları bukleli, o zeytin gözlü küçük kızı, başında babasının asker şapkası, elinde elma şekeri olan minik oğlanı, üzerinde kırmızı tayyörü ile etrafına gururlu gözlerle bakan anneyi, anılarını buğulu gözlerle paylaşan şehit eşini…
Su perisi neredeydi? Gelecek miydi?
Uzun yıllar şehit ve gazi ailelerimizle bir arada oldum.
Onlarla dertlendim.
Onlarla gözyaşı döktüm.
Gururlandım…
Bir nebze olsun belsem olmaya çalıştım onlara.
Yanı başımda kristal vazo
İçinde turkuaz mavi güller
Kimi açar kalbi
Kimi uzakları yakın eder
Yardımsever bir el uzanır bazen
Kapı her an açılır
Çırpınan dalgalar
haber verdi uzaktan.
Bak, çiçek açtı erik ağacı
Sandalın ucunda sevgi kelebeği…
Peki söyle bana,
Bu kadar mı yakar
Sevenler ve sevilenler için
çiçeklerim var
Bembeyaz kanatlı atlar
getirdi az önce
Bak gökyüzüne
Uçurtma süzülüyor usul usul
Gözleri ışıl ışıl bir çocuk
Sevinçle haykırıyor
Kanatlanıyor aşklar bak,
Yürekler uçuyor…
Birçok şey kolay,
İçlerinde unutmak da var.
Benim için uzak diye bir yer yok,
Unutmaksa imkansız.
Zor bu dünya,
Yılmaz uçurumlardan
Dar patikalardan
Engin denizlerden
Acılar dolu fotoğraflardan geçersin
Albümler alır mı o derin çizgileri?
Ali Şefik der ki,
Olur da bir gün
Yüreğin konuşursa
senin yerine
Bu sözümü hatırla,
Yaşamışım amma
Tüm çocuklar
Birdirbir oynuyordu hani,
Eğiliyor, birbirlerinin üzerinden atlıyorlar…
Sarı saçlı, mavi gözlü
Derin bakışlı bir çocuk,
Bir tek o eğilmedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!